Öküzz ruhlar

Perihan Mağden - 18/01/2003

Şimdi bu kelimenin dişisine 'inek' deniyor ya. Sakın yalnızca erkeklere çaktığım sanılmasın, daha başlığa bakarak.
Ben böyle 'erkek düşmanı' sanılmaktan çok korkarım-dermişim.
Sanki çok sıkı feminist dönemlerin çemberinden geçmişiz gibi, kadıncılığı kaşıklamışız gibi kepçe kepçe bir de böyle moda çıktı: "Amanin ben erkekleri çok severim. Pek de salaktır onlar. Annelerinin, karılarının kurbanıdırlar.
Amaninikon pek de tatlıdırlar. Yerim onları kuzucuk kuzucuk" modası.
Pek itilip kakılmış erkekçikler!..


Oysa bu toplum kadınıyla-erkeğiyle ciddi bir 'kadın düşmanlığı' toplumu. Kalkıp kanepe altlarından parsa toplayacağız diye, çok özgün/farklı bir
şeyler yapıyor ayaklarında:
'Aman da nasıl severim ben erkekleri. İşte ben o erkek seven, en cesur, özgün kadınlardanım' numaralarının âlemi yok akşam akşam.
Uzun girişin kısası, başlıktaki 'öküzz' kelimesi kadınları da içeriyor. Cinsiyet ötesi bir tanımlama olarak kullanılıyor.
Misal: Bugün yolda, bir kız, diğerine dönüp gülerek: "Bu da koyun mu, köpek mi belli değil" dedi. Koh. Koh. Koh.
Bahsettiği hayvancık, bir ev köpeği. O tüyleri çok uzayan cinslerden biri. Belli ki, yaşlanmış. Perişanlaşmış. Alçak sahibi de, bunu atmış. Tüyleri yerleri süpürüyor; top top, tırıs tırıs.
Sokak köpeği olmak ayrı.
Hakikaten binlerce yıldır İstanbul sokaklarını mesken bellemişler,
İstanbul köpeklerinin bambaşka bir zekâsı ve hayatta kalma becerisi, söz konusu.
Ama ev köpeği olarak nerdeyse genetik mühendisliğiyle hazırlanmış bu köpekler, sıkıntılı sahipleri tarafından atılmıyorlar mı sokaklara...
Görünce tarumar oluyorum.
O uzun tüyler kesilmek, taranmak, yıkanmak, bakılmak için.
Mutasyona uğratılmış bir cins işte. Evde birilerinin güzel, biricik, uyumlu yavrusu olsun diye nerdeyse, yaratıklandırılmış.
Sokağa atılan ev köpeklerini görünce, içimde dallar kırılıyor. Ağlayası filan, oluyorum.
Orda onu tespit edip de, gülen kızlara ne demeli peki: Öküzz ruhlar işte.
Çocuk yapmak pek bir elzem. Bi nevi toplumsal statü ya. Diyelim yaptıkları çocuk büyüyüp sevimsizleşince ya da istedikleri gibi 'çıkmadı' diye kapının önüne koyuyor mu insanlar?
Ki, bir nevi koyuyorlar: Bakıcıların, büyükanne/babaların, dadıların, teyzelerin eline filan bırakıyorlar çocuklarını.
Öyle esrarengiz takımlarca büyütülen çocuklar.
Öz anne ve babalarından ziyade.
Ayrıca çocuklarını; aşkla seçtikleri kişilerden değil de, gelir grubu, sosyal mevki, sınıf atlamaca, statü mühendisliği tarzı hesaplarla belirledikleri, hakikaten korkunç kadın ve adamlardan yaptıkları için de, çok çok özür dilerim, ama inanılmaz sevimsizlikte birtakım çocuk örnekleriyle beziyorlar evrenimizi.
Orta sınıf, üst orta sınıf çocukların uluğğ sevimsizliğine, objektif olma yemini ettikten sonra, bir bakar mısınız?
Mevzumuz olan öküzz ruhlara dönersek:


Evet, bunlar böyle haince, en acınası durumlarda gülerler.

Berbath hesapçılıklarla seçtikleri eşlerden yaptıkları çocukları, bir nevi kaderlerine terk ederler.

Diyelim Teşvikiye Postanesi'nde 350 bin liralık pulu ödemek için, 20 milyon çıkarıp: 'İnanın hiç bozuğum yok' derler ya da onu demeye bile tenezzül etmezler.

Taksi ücretini, cadde ortasında, tam inecekleri yerde, eşelenmeye koyulup yolları/molları dakikalarca -ve kaygusuzluğun o sinsi zevkiyle-
felç ederler.

Menü A ve Menü B'den oluşan bir hamburgercide dahi, kasanın önünde: 'Ay o mu olsun/Bu mu?' diye fikirleme fırtınaları içinde vari, sizi delirterek bekletirler de bekletirler.

Aslında her fırsatta, her kuyrukta, her yolda, her durumda insanı bekletirler. Hiçbir şeyi önceden hazırlamazlar, düşünmezler, planlamazlar. Üşenirler.

Sanki her biri Sadrazam'ın sol taşağından düşmüşlerdir. Biz normallerse, onları beklemek, sabretmek, latan edepsizliklerini çekmekle mükellef GÖRÜNMEYEN ADAM ve KADINLAR'dan oluşan GÖRÜNMEYEN KALABALIKLAR'ızdır.

Lokantada tepelerinde beklediğiniz halde; hesabı ödemiş oldukları masadan kalkmaları, toparlanmaları dakikalar, dakikalar alır.

Yolda yavaş tempolarına katlanamayıp önlerine geçmek istediğinizde DE sizi kaydedemezler. İlla 'Pardon. Affedersiniz. Geçebilir miyim' vs. -demeniz gerekir.
Bu öküzz ruhların kadını, erkeği yoktur.
Kadınına da, erkeğine de yalnızca 'öküzz ruhlar' demeniz yeterlidir.
Bi de, bi tane çakmamak için şöyle orta yerlerine, elinizi/dişinizi sıkmanız.
Ki bu da, hakikaten ZOR'dur.



Comments



Post a comment




















Recommend ;)

Email this entry to:


Your email address:


Message (optional):


   

 

 


   

 

     

Everything (233)
How To Make a Manual Westy Tent
Metallica Featured On 'We All Love Ennio Morricone'
Metallica's Master of Puppets named most influential metal album
Kidman car crash footage
Top 100 Fonts

Life (103)
Oh My God! We are expecting a pumpkin!!!
Back!!!
What's Up?
Bad News: Google Adsense Account Disabled
Weekend Updates

Photos (66)
Güven Kıraç
Erkan Can
Sebnem Donmez (Opening Ceremony, 43rd Golden Orange Film Festival)
Faye Dunaway (Honourary Award, 43rd Antalya Golden Orange Film Festival)
Old Woman in Sirince

Tr (148)
Kardeşimi vurdular
Babaolmak.com
Ruh halimin güvercin tedirginliği
Bu film oldu, hissediyorum
Vatandaşın güzel tepkisi

Universe (132)
China's Internet Addiction
The Oscar Nominees
BLA.ST: Promotional Directory
Google to buy YouTube for $1.65 billion
Estate of the Day: A Metallica Mansion

Videos (4)
Guiness World Record for most T-Shirts worn at one time
New Metallica Song with Wrong Bass :)
Enormous Time-Waster: Sesame Street Video Clips
A Funny Tv Commercial From Berlitz

Yazarım... (istersem) (9)
Lord of The Ring
Fırtınadan Önce...
Makyajsız şehirler, ´sahici´ kişiler
Tommy Lee Jones Kovalamaktan Usanmıyor
Aman Tanrım! (Veya Aman! Jim Carrey)

     

     
     
 
   
 

welcome to movable type