Sömestr kitapları
(Perihan Mağden 02/02/2003)
Bugün kızımın en yakın arkadaşının annesiyle laflarken, 'Bizim vaktimiz olmuyor böyle şeylere' tarzı bir laf etti.
"Dünyanın en zor işi sizin işiniz" dedim ben de.
Zira Elif'in annesi radyolog.
O da "Hangisi?" dedi."
"Doktorluk" dedim, doktorlar karşısındaki hürmeten Enderzeytinezmesi ruh halimin içinden.
"Bence dünyanın en zor işi, annelik"
dedi. "Geriye kalan tüm işlerde çalışır, başarırsın."
"Annelikte başarısızlık garanti" dedim.
"Annelikte başarısızlık garanti" dedim. Bir yandan biraz ötemizde oynayan kızlarımıza bakıyoruz.
Kızım günlüğüne: "Şimdi geçmiş olayları boş verelim Küçük Prens" yazmış. "Ben o zamanlar küçük bir kızdım. Şimdi ÇOCUK oldum." (Günlüğü Exupery'nin Küçük Prens'iyle bezeli zira.)
Kızım büyüdü büyüdü, ÇOCUK oldu artık yani. Bu hafta içinde DOKUZ yaşına bastı.
En az otuz-kırk kere de: "Ben artık DOKUZ yaşındayım" dedi bana. Sevinç içinde.
Beşiktaş'ı 'donatan' korkunç bir anıt var. Birilerimümkünolduğuncafazlapaslanmazçelikharcasın Anıtı.
Tabii 'Demokrasi, Cumhuriyet, Vatanın Bekçileri, Bölünmez Bütünlüğümüz'vari bir adı da mevcuttur. Ama ben yurdun dört bir yanındaki devlet heykellendirmelerimize: 'Kabiliyet ve Sanat Düşmanı Bazı İhale Heykelciliği Krallarına Milyarlar Akıtma Projeleri', filan tarzı realist adlandırmaları yeğlerim.
Altından geçerken -zaten altından geçmemenin imkânı yok- "Dünyanın ennn çirkin anıtı bu olsa gerek. Şu yüksekliğine bak bir de?" dedim.
"Öyle konuşma, ama üstünde Atatürk var" dedi milletimizin okullarında fanatik Atatürkçülük eğitimini görmekte olan kızım.
"Baksana ne kadar benzemiyor Atatürk'e" dedim.
Orda, hak verdi kızım bana.
Adam gibi Atatürk heykelleri; insani boyutlarda, başarılı, çağdaş heykeller -mümkünatı yok mudur bu naçar topraklarda?
Ama mevzumuz, Atatürkçülük ve ev ödevleri bombardımanı altında inleyen ilkokul çağı çocuklarımıza yapacağım kitap önerileridir esasında.
Bir kere şu çok önemli: Kitap sevmeyen bir çocuk olamaz. Doğru zamanda doğru kitaplarla karşılaştırılmamış çocuk olabilir ancak.
Diyelim bir ya da iki kitap, ya da bir seri alıp "Hadi oku. Oku bakalım. Niye okumuyosun ki?" yapmayın asla.
Annem bana tekmili birden Varlık Çocuk kitaplarını alıp bunu yaptı yedi-sekiz yaşlarımdayken.
Sayfaları saman samandı, resimleri, kapakları bir tuhaftı filan. Okumadım da okumadım onları. Sonra kendimi bambaşka çocuk kitaplarını deliler gibi okurken buldum. Evimize o seriden başka kitap girmeseydi diyelim, bir 'Onları okudun/okumadın' inatlaşmasıyla, okurluğum ta başında nihayetlendirilebilecekti.
Bir sürü tarz, çeşit, mevzu, boyutlarda kitaplar alın. Bir rafa dizin. Bir gün -mutlaka- kendi içinden gelerek birini merak edecek, iştahla okumaya başlayacaktır.
Benim kızım iyi bir okur hakikaten.
Daha önce de bir yazımda ona okuduklarımın ve onun okumaya başladıklarının listesini vermiştim. Belki faydası olur diye şu sıralarda okuduklarını yazayım dedim. (Bakınız: Başlık)
Son keşfimiz Şahin Alpay'ın harikulade (İsveççe aslında) çevirisiyle 'Pippi Uzun-çorap' serisi. Pippi'nin annesi ölmüş, babası denizci. Okula gitmiyor. On yaşında ve tek başına yaşıyor! Kızımın ne kadar bayıldığını tahmin edebilirsiniz.
Astrid Lindgren'in dünya çocuklarının bu sevgili kahramanının maceraları, Can Yayınları'ndan çıkıyor.
İkinci favorimiz 'Pıtırcık'lar da öyle.
O da Vivet Kanetti'nin şeker gibi Türkçesiyle, akıp akıp gidiyor. (Ben 'erişkin' yaşlarımda okudum bir ara 'Pıtırcık'ları.)
Üstelik bunlar dizi oldukları için, Pippi ya da Pıtırcık'a saran çocuklar, bir sürü kitap okumuş -üstelik güle oynaya- oluyorlar.
Say Yayınları'ndan çıkan 'Küçük Vampir' dizisi de öyle: Seven çocuklar için, epey sürebilecek bir şölen.
Günışığı Kitaplığı farklı çocuk kitapları sunan bir yayınevi sonra.
'Davin' adlı kitaplarını (Dan ve Zaki Gordon'un yazdığı) kızım geceleri uyumadan önce bana okuttu mesela. Zira kitabı, cicianne torunlarına anlatıyor. Anlatı içinde anlatı, filan. Sonra Roald Dahl'ın (yine Can Yayınları'ndan) 'Dev Şeftali'si. Dahl'ın (YKY'den çıkan) 'Bay ve Bayan Kıl'ını kızım beş kere filan okumuştur. Öylesine eğlenceli.
Zaten Roald Dahl kitabı görür görmez, atlayın alın. Dünyanın en harikulade çocuk kitaplarını (DA) yazmış Dahl.
Daha önce de önermiştim. Kızım tüm Behrengi'leri (Alfa) yuttu nerdeyse.
'Ulduz'la, 'Bir Şeftali Bin Şeftali', 'Küçük Kara Balık' filan. Bunları, çocuğunuzdan esirgemeyin bana kalırsa.
Bilmem sömestrde 'erişkinlerin' kitap okuyacak halleri kalır mı? Ama hayatta en sevdiğim kitaplardan iki tanesini, üstelik kısacıklar, önermeden edemeyeceğim.
Tolstoy'dan 'İvan İlyiç'in Ölümü'yle, Jane Bowles'dan 'Ağırbaşlı İki Hanımefendi'. (İkisi de -Allah razı olsun- Can Yayınları'ndan).
Okumadıysanız, bunları okurken alacağınız zevki kıskandığımı söyleyebilirim.
İyi bir kitaptan zevklisi var mı kuzucuklarım? Öğretmen Teyzeniz.
Posted by Fikirbaz at February 2, 2003 12:05 PM
- Save This Page At Del.icio.us