Film Festival'i ve Perihan Mağden'in yazdırdıkları...
Perihan Mağden'in dediklerinin bir çoğuna katılmakla beraber şöyle bir matematiksel beyin fırtınası içindeyim: Evet festivalde tıklım tepiş salonlarda insanlar dirsek dirseğe (hepsi olmasa da) bir çok film seyrediyorlar. Buna rağmen aynı ayardaki bir çok yapım da (yerli yabancı) 1-2 hafta bile dayanamıyor vizyonda...
Bence bu, yazıda gösterildiği gibi çelişen bir durum değildir, aksine birbirini destekleyen gerçeklerdir. Festivalde bir film en en fazla 3 kere gösterilmektedir. Taş çatlasın 500 kişilik salonlarda gösterildiğin düşünsek eder size 1500 kişi. Bu ayarda filmler vizyona girdiğinde de 1-2 hafta boyunca boş salonlarda izleyen kişiler de zaten bu kişilerdir.
Bence bu kendini festivale adama ve deliler gibi filmden filme koşma durumu; belki bütün bir yılda boş salonlarda seyredecekleri filmleri 2 hafta içinde üstelik de (bence) film seyredilmesi daha keyifli olan tıklım tıklım bir salonda seyretme kaygısından kaynaklanıyordur.
Tabii ki bir kısım "entellektüel abiler" için bambaşka anlamlar da taşıyordur festivaller; belki İstanbul ahkam festivali düzenlesek inanılmaz rağbet görebilir bir sürü "lale" daha sahiplerini bulabilir.
Ben yine de kimsenin etkisi altında kalmadan kendi seçtiğim filmleri iki hafta boyunca o sinemadan bu sinemaya koşturarak seyretmeyi seviyorum. Kocaman bir beyazperde'de belki de hiçbir zaman seyredemeyecek olduğum Ben-Hur'u veya üç para bütçeyle yapılmış kendi halinde üç kişilik (hiçbir zaman dvd olarak piyasaya çıkma şansı olmayacak) Çek & Slovak yapımı filmi festivalde seyretmeyi seviyorum...
15. filmden sonra sinemaya giderken midem bulanmaya başlasa da, iyi bir filmden çıkarken aldığım keyif için festivali seviyorum...
Posted by Fikirbaz at April 24, 2003 05:30 PM
- Save This Page At Del.icio.us
Make all you can, save all you can, give all you can.
Posted by: LaRocca Karl
on January 22, 2004 06:36 AM