Pilavüstü bol aksiyon, yanında az felsefe...
(Özgür Poyrazoğlu - 16.05.2003/Sinema.com)
Bu yazıya giriş yapmaya gerek var mı bilmiyorum; son bir kaç haftadır dört bir yandan "bugün" için şartlandırılmadık mı? Bir giriş paragrafında yazılabilecek her şeyi zaten hepimiz bilmiyor muyuz? 1999'dan bu yana olanları; MÖ ve MS kavramlarını (Matrix'ten Önce ve Matrix'ten Sonra), Matrix'in ne olduğunu anlayışımızdan bu yana yaşananları... Matrix, gözlerimizin önünde kültleşmedi mi?
Giriş paragrafı yazmaktan vazgeçtiğimize ve gerçekten de yazmadığımıza (!) göre hızla konuya girebiliriz: "Matrix Reloaded"! Haftalar, aylar yıllardır süren geri sayım sonunda bitti ve hepimiz heyecanlı beklediğimiz ikinci filme kavuştuk; çok önem verilen gizlilik sebebiyle film hakkında çok da fazla şey bilmeden beyazperdenin önünde bekledik 3. milenyumun ilk kahramanlarının arz-ı endam etmelerini. Şaşırmaya hazırlandık, bütün alıcılarımız etkilenmek üzere şartlanmıştı...
Filmden çok da bahsetmeye gerek yok belki de çünkü herhangi bir filmden bahsetmiyoruz, konusu, karakterleri, efektleri günlerdir dillerden düşmüyor nasıl olsa... Filmin sonunda sinema çıkışından bahsedebiliriz belki, ağızda kalan tat ve düşündürdüklerinden... Her şeyden önce bir sinema izleyicisinin (hatta daha da daraltırsak kümeyi, bir Matrix seyircisinin) isteyebileceği her şeyi görmüştük film bittiğinde; kurşundan hızlı hareket eden kahramanlar, Uzakdoğu dövüş sahneleri (alabildiğine uzun) hem otomobilli hem motosikletli kovalama sahneleri, havada durdurulan kurşunlar, aşk sahneleri, kur sahneleri, "kara murat benim" sahneleri ve hatta "erkekseniz teker teker gelin" sahneleri... Beyazperde karşısında oturuşunuzu dikleştirecek, kalbinizin atışını hızlandıracak bütün bu ve benzeri sahneler işte aksiyon, işte Cüneyt Arkın dedirtecek sağlamlıkta olsa da bazılarında "e hadi yeter artık, geçelim bir sonraki sahneye" dedirttiğini de belirtmek lazım.
Filmin sonunda yazılar akarken... "Bu sefer %80 aksiyon, %20 felsefe olmuş" sonucuna varılırken filmin bittiği yere bakınca da Wachowski Kardeşler'in bir üçleme yapmaktan vazgeçip iki filmle yetindikleri görüşü ağırlık kazanıyor; üstüne üstlük ikinci filmin yarısını Mayıs'ta izletip kalanını Kasım'a sakladıkları da ortada.
Ama yine de uzun lafın kısası sinema tarihinde bir 'kült'ün semirişine tanık oluyoruz, ilk filmin ardından eldeki verileri doğru şekilde değerlendiren Hollywood güçlerinin hepimizi Matrix'e "bağlayışına" ve istediklerini yaptırışlarına tanık olmaktayız. Mayıs'taki virajı aldığımıza göre artık tek yapacağımız Kasım'ı beklemek.
Posted by Ozgur at May 16, 2003 12:43 PM
- Save This Page At Del.icio.us