İnsan Zehirlenmesi
(Perihan Mağden - Radikal - 29/05/2003)
Gelmekteydi, belliydi. Ama dünyevi koşullar.
Bile bile yuvarlanıyorsun hastalığın içine.
DUR! diyemiyorsun.
Gelen, giden. Her gün gelen/giden oluyor.
Hâlâ o takılıyor, bu takılamıyor.
Telefonun sesi cızırtılı -filan.
Yani o kadar çok çeşitlilikte, o kadar çok insanla görüştüm ki, son aylarda-
AYLARDA. Aylarca: haftalarca, günlerce filan değil, aylarca.
İşte şimdi içimde yatak döşek yatıyorum.
İçimde yatak döşek yatmak ve insan görmemek istiyorum.
İnsan Zehirlenmesi'ne uğradım.
Benim bünyem zayıf herhalde.
Annemin tabiriyle 'netameli.'
Hani bir okul dolusu çocuk aynı yemekleri yer içer de, içlerinden bir tanesi, iki tanesi zehirlenir.
Benimki de öyle.
Bir sürü süper normal insan, benim şu son sıralarda yaşadığım insan ilişkilerinin, on katını, yirmi katını normal hayatlarının akışı içinde yaşıyorlar.
Zehirlenmeye filan uğramıyorlar.
Kendi içlerinde yatak döşek yatası filan olmuyorlar.
Benim günde en az dört-beş saatimi, bilemedin, sağlayamadın diyelim, iki-üç saatimi tek başıma geçirmem gerekiyor.
Bir başıma.
Bu olmamışsa; bir gün-iki gün, derken günlerce, haftalarca olmamışsa, bünyem hepten zayıf düşüyor.
Artık kimseleri göremez hale geliyorum.
Kimseleri görmek istemez hale düşüyorum.
Bir insanla geçirmem gereken bir saat, iki saat gözümde büyüyor, büyüyor.
Yutuyor beni.
Daha o görüşmeye gitmeden, daha iki gün öncesinden kahrolmaya başlıyorum.
Daralmaya başlıyorum.
Kaldırmama imkân yok.
Özür ve iptal konuşmalarını dahi yapmama.
İmkân ve ihtimal yok.
Kalmıyor.
Öyle bir avuç kadar yer kalmıyor içimde.
Tahammül ya da insan arzusu yüreğimde.
En basit ilişki dahi çok yorucu.
İnsanlar en basit sohbetleriyle dahi, müthiş bir çöplük hissi yaratmaya muvaffak oluyorlar.
Çöplerini uzayınıza fırlattıkları gibi, atlayıp uzay gemilerine (ki bu da çok uzun sürüyor) en nihayet vınnnlıyorlar.
Sizin aklınızda lafları kalıyor.
Suratları kalıyor.
Elleri. Varsa tikleri.
Tuhaf mimikleri yapışıyor aklınıza.
Kazıyamıyorsunuz.
Kazıdıkça, leke gibi azıyor görüntüler.
Lekesi, bir müddet mutlaka çıkmıyor, çıkmıyor.
Yakın olduklarınızla bile, yorgun argın ve ağır yabancılaşmış geçiriyorsunuz 'zamanı'.
İpe diziyorsunuz.
Çekiyorsunuz. İçinizi daraltan tespih taneleri gibi.
Herhangi bir dükkânda sizi bir tehlike bekliyor.
Herhangi bir yerde: İletişim Mecburiyeti.
Oysa artık insanlarla konuşmak ve görüşmekten ve meramınızı anlatıp işlerinizi gördürmeye çalışıp çabalamaktan bitmişsiniz.
Tükenmişsiniz.
Gerçekten.
Akmış akü. Bitmiş.
İnsan Zehirlenmesi diye bir şey var.
Bazıları daha sık uğruyorlar.
Ama en bu hastalığı yaşamadığını zannedenleriniz bile -
Farkında olmayabilirsiniz.
Ama büyük bir ağırlık.
Kaydetmeseniz de, hastalanmış olabilirsiniz.
Güçsüz düşmüş, takatsiz.
İnsan Zehirlenmesinden.
Fuzuli karşılaşmalardan. Konuşmalardan.
Çözme gayretlerinden.
İçinizi dinleyin. Siz de zehirlenmiş olabilirsiniz.
Ve hatta bu zehre alışmış. Bu, ennn tehlikelisi.
Bi kendinizle baş başa kalıp dinleyin içinizi.
Diğer sesler susuncaya dek. Tenhada kalıp.
Posted by Fikirbaz at May 29, 2003 02:56 PM
- Save This Page At Del.icio.us