Haziran Geldi Mi? (Nereye Kadar?)
Yok kardeşim, insanın kendi dili gibi yok. Uzun zamandır düşünüyorum, çok sık olmasa da gaza geldiğimde, şöyle klavye ishali olduğumda filan hızımı alıp yazmaya kalktığımda elalemin diliyle yazılmıyor. Dilin inceliklerini, girdisini çıktısını ne yaparsan yap kullanamıyorsun. Kendi dilinde yazsan oysa istediğin cambazlığı yaparsın misler gibi. Hani iddiam kusursuz kullanmak değil Türkçe’yi elbet ama allah için, hızımı aldığımda da kimse durduramaz... ;)
Sürekli erteleyip dururken sonunda ne olduysa bir anlık bir gaza gelişle ekledim siteye yeni bir bölüm daha; gerçekten istediğimda yazmayı, Türkçe, güzel güzel yazarım; varsın yazılanları sitenin bütün ziyaretçileri anlamasın, o kadar küreselleşmeyelim... (Zaten yemek yemekten küre kıvamına geleceğiz bu gidişler, varsın yiyelim – güzelleşelim )
Demin İstiklal Caddesi’ni yürüdüm bir baştan diğer başa, her zaman iyi gelir ya yürümek uçtan uca, baktım iki ay önceki gibi değil... Yaz gelivermiş Haziran’la beraber çaktırmadan... Hemen ter içinde kalıyorsun, bahardaki gibi rahatlatıcı değil, üstüne üstlük yürüyüşün sonunda kendinden nefet edebilirsin. (Hoş hava daha o kadar yapış vıcık bezdirici bir hal almamış, keyifli yürüyüşler için uzatmaları oynama zamanı tam.)
E peki madem yürüyüş yapamıyoruz İstiklal’de o zaman hafta sonu olsun da kamp yapalım değil mi ama... Ve fakat bir yerden sonra her hafta sonu her hafta sonu o da inanılırlığını kaybediyor. Yapıp yapabildiğin (en fazla) Caddebostan sahiline gidip soyunup dökünüp “cadde gençliği” arasına karışıp çimenlerin üzerinde gözüne kestirdiğin yere yayılıvermek oluyor. Buna da şükür deyip kendini avutuyorsun. Dışarıya çıkmaya en baştan üşendiğin durumlarda da terasta şezlonga (hamak tercih sebebi) yayılmak mümkün; terassızlığın sizi depresyona sürüklemesine izin vermeyin; salonda daha da keyifli olabiliyor yeri geldiğinde. (Hem televizyona da daha yakın oluyorsunuz.)
Uzun lafın kısası kaçırmayın Haziranı, bir de bol bol erik yemelisiniz; daha “gerçek” kirazların çıkmasına var... Sen sen ol, erikler yumuşamadan yiyebildiğin kadar papaz eriği ye; sıcaklar bastırınca da kimseyle papaz olma...
Posted by GriGri at June 4, 2003 04:48 PM
- Save This Page At Del.icio.us