Uzaktan konuşmak kolay...

Çok enteresandır, "severek ayrılmak" diye bir kavram vardır... Mantık ayrılığı gibi birşey... "Geleceğimiz yok!" "Bir yere varamayacağımız belli..." gibi cümlelerle savunulur. Oturup konuşur karar verirsin; bir yandan gözlerin dolar; hala elele ve göz gözesindir ama aynen bu şekilde sevişerek ayrılırsın... Son kez gerçekten sarılırsın, son kez öpüşürsün belki de ve... Bitmiştir... (midir?)

Bir zamanlar "sevgi herşeye yeter" "eğer iki kişi de gerçekten seviyorsa birbirini hallolmayacak şey yoktur" filan gibi sıkı söylevler vermişsindir; bundan sonraki söylevlerinin konusu "sevgi yeterli değildir" "aşktan arkadaşlığa giden yol" "sevgiliyle dost kalmanın 10 yolu" filan olacaktır. (Başlıklar çok arttırılabilir.) Aslında bu bir dönüm noktasıdır hayatında (veya aşk hayatında) (yok yok hayatında) Artık yeni bir bakış açısıyla bakmaya başlamışsındır, her şey değişmiştir, aniden inancını değiştirmek gibi bir şey... İçindeki yara da çok büyüktür, acıtır çok...



İçinden kendi kendine bunun da geçeceğini, hayatının devam edeceğini söyler ve "gör bak bir süre sonra şu andaki can çekişmesini hatırlayıp nasıl gülümseyeceksin" dersin kendine ama acını azaltmaz bu... Çok nadiren kafan dağılır gider başka yerlere ama hemen dönüp dolaşır kalbin, kaldığı yere konar. Hala acımaktadır canın çok. Çevrende herkes akıl verir fikir verir; uzaktan akıl vermek kolaydır tabi. (Veya tekerlek kırılınca yol gösteren çok olur) Neredeyse hiçbiri mantıklı gelmez, en mantıklı olanlar bile.

Bir arkadaşım benzeri bir durum için "Siz günümüz gençleri fazla profesyonelsiniz, profesyonellik iş hayatında olur, gönül işlerinde sökmez, siz aşk'ta da ikili ilişkilerde de profesyonel yaşayacağız diye uğraşıyor, yanlış yapıyorsunuz" demişti. Doğrudur belki de (hala bilmiyorum) yeri geldiğinde profesyonelliği bırakıp dibine kadar tırmalamak, ağlamak, bağırmak, böğürmek gerekiyordur belki de ve yeri geldiğinde belki bıçakla tek darbede kesivermek. (Dediğim gibi hala bilmiyorum)

Bildiğim şu ama; hiçkimsenin çözümünün aslında diğeri için geçerli olmayabileceği. Bir yandan herşeyin çok genel bir yandan da bir o kadar kişisel olduğu... Çözümü yok bu işlerin. Çoook ünlü bir yeni ayrılmış çaresiz kişi atasözü vardır: "Zaman herşeyin ilacıdır" diye. Belki de öyledir. (Hala bilmiyorum)

Dolayısıyla bu yazının "sonuç" kısmısı filan olamayacak, bu işin sonucu yok. Belki varılan tek sonuç aylar yıllar sonra bütün yaşadıkların aklına geldiğinde gülümseyip gülümseyemediğin veya "o"nu düşündüğünde neler hissettiğinle ilgili... O sonucu da herkes kendi yazıyor zaten... Biliyorum ki bu yazıyı buraya kadar okuyanlar şu anda çoktan o "sonuç" kısmını yazmaya başladılar.

Y