Yerellikten evrenselliğe doğru...
( Çetin Altan, 13.11.2003, Milliyet )
Almanların ağzından uydurulmuş eski bir fıkra vardır. Almanya ile Türkiye arasındaki farkı şöyle anlatırmış bir Alman:
- Almanya'da durum ciddi, ama umutsuz değildir. Türkiye'de ise durum umutsuz, ama ciddi değildir.
Sanırım soruyu bir de şöyle sormak gerekir:
- Türkiye diye bir devlet olmasaydı, yerel bürokrasinin üst tabakasıyla, politikanın önde gelen kadroları nasıl geçinir ve nasıl yaşarlardı?
"Ulus - devlet" modelinin hızla aşılmakta olduğu ve "küreselleşme" sürecinin daha da hızlanacağı 21. yüzyılla, bütünleşme zorunluğunun rüzgarları Türkiye'de de çoktan başladı esmeye...
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Türkiye hakkında verdiği kararlar da bunun sonucu, Kopenhag kriterlerine uyma çabaları da; AB üyeliği için gerekli müzakerelerin bir an önce başlaması özlemleri de...
21. yüzyıl, "onlar - biz" ayrımlarının, "dünya bize hayran oldu - dünyaya rezil olduk" türü değerlendirmelerin aşılacağı ve yerellikten evrenselliğe doğru bir kanatlanmanın başlayacağı bir yüzyıl...
* * *
İster istemez Türkiye'de de, "evrensellikten" korkanlar ve korkmayanlar ayrımı kristalleşmede...
Ve doğal olarak devreye ekonomi, ekonomik saydamlık ve kimlerin parayı nasıl ve nereden kazandıkları sorunları girmekte...
* * *
Geçtiğimiz 20. yüzyılın 2 büyük yanılgısı oldu:
1- Leninizmi komünizm zannetmek...
2- Ekonomiyi, parti programı ve doktrinleriyle, politikacı iradelerine göre değişik biçimlerde uygulanabilecek bir mekanizma zannetmek. Kapitalist ekonomi, devletçi ekonomi, sosyalist ekonomi, sosyal demokrat ekonomi türünden ayrımlar yapmak...
Ve şimdi anlaşılıyor ki, işçi sınıfının gövdesel enerjisi yerine; Kozmos'taki sonsuz olan yeni enerji kaynaklarının kullanımıyla, modern teknolojinin üretimleri; örneğin cep telefonları, hidrojenle çalışan arabalar, elektronik aygıtlar, internet vs. yoğunlaşıp yaygınlaştıkça; "ekonomi" de, politik iradelerin dışında, kendine özgü evrensel bir mekanizma olmakta; saydam olma koşuluyla...
* * *
Yani efendim, kapitalist ekonomi, devletçi ekonomi, sosyalist ekonomi, sosyal demokrat ekonomi dönemleri aşılmakta...
Para birimlerinin "euro" ve "dolar"a indirgenmiş olması da bunu kanıtlamada, Türkiye gibi üç - beş ülke dışında, dünyada "enflasyon" diye bir sorunun kalmamış olması da...
* * *
İster istemez yerelden, evrenselliğe doğru; yani "yerel vatandaşlık"tan "Avrupa vatandaşlığı"na ve hatta dünya vatandaşlığına doğru kanat çırpmaya çalışırken; Türkiye'deki evrensel kurumları da, daha netleştirmek gerekmez mi?
Örneğin Türkiye'de armatörlük henüz evrensel değil, ama futbol evrenselleşmede...
Gönül, üniversitelerin de, tıbbın da evrenselleşmesini ister ama; o alanlarda evrensel düzeydeki kadrolarımızın oranlarını bilmiyorum.
Ve bir de TÜSİAD var...
Yerele karşı küreselleşmenin öncülüğünü yapan bir kurum olarak görünmede... "Statükocu"lara karşı, "değişimcilik"in bayrağını onlar tutuyormuş gibi...
* * *
İşçi sınıfı tarihe gömüldüğünde ve işçi sınıfının gövdesel enerjisinin yerini, Kozmos'taki yepyeni enerji kaynakları aldığında; sınıflar arasındaki "olumsuz - antagonist" çatışmalar da biter. Enerji kaynaklarının değişimiyle, alabildiğine artan modern üretimin pazarlanabilmesi için, yeryüzündeki yoksulluğun da aşılması şart olur.
Ve yoksulluğa, "ulus - devlet" modelleri dönemindeki militarist harcamalarla, yerel politikacı şatafatının neden olduğu ortaya çıkmaya başlar.
* * *
Şimdilik fantezist bir yaklaşımla, konuyu biraz daha somutlaştırmaya kalkarsak...
Şayet Kıbrıs sorununu çözümlemeyi, TÜSİAD üstlenmiş olsa...
Yerel politikacıların kendi şatafatlı yaşamını maskeleyen "ırkçı, ulusçu ve hamasi" söylemlerin yerini; evrenselleşme doğrultusunda, Avrupa vatandaşlığının çok daha gerçekçi olan ekonomik çözüm ve bütünleşmeleri almaz mıydı?
* * *
Şimdi sormak gerekir:
- Kimler aslında "statüko"cu ve kimler "değişim"ci?
Ve yine unutmamak gerekir ki, "tek değişmeyen şey, değişimdir" ve "tutuculuk" değişime karşı olmak, "ilericilik" de, değişimden yana olmaktır... Sonunda Türkiye de, er geç yerellikten evrenselliğe doğru yönelecektir. Enseyi karartmayın.
c.altan@prizma.net.tr
Posted by Fikirbaz at November 13, 2003 06:23 PM
- Save This Page At Del.icio.us