İmaj oyunlarına buyurun
(Yıldırım Türker, 07.12.1003, Radikal2 )
Büyülü fısıltısı yabancı tınısıyla yürekleri hoplatan "imaj" kelimesinin etrafında oluşturulan magazin arkeolojisiyle 'aleni' olanın nasıl ve ne kadar gerçeklik bağlantılı olduğu hakkında hepimiz iyi kötü fikir sahibi olduk
Zeynep Özal'ın, "Çok kişiyi rahatsız edecek" dediği anılarını bir kitapta topladığının müjdesini okudunuz mu? Göbeğindeki sarkmayı toplatmış, göğüslerini 85'den 75 bedene indirtmiş. "İyileşince kaşlarımı kaldırtıp yüzümü gerdirteceğim. Doktorum estetiklerden ücret almıyor. Bundan sonra bambaşka bir Zeynep Özal olarak karşınıza çıkacağım" diyor. Bu demeci karşısında bize de soracak tek soru kalıyor, "Neden?"
Bu toplum bambaşka bir Zeynep Özal ihtiyacı yüzünden şimdikine haksızlık mı ediyordu? Zeynep Özal, bir süredir sinemadan teklif alamaz, sahnelerde iş bulamaz duruma mı düşmüştü?
Ama bu soruların beyhude olduğunu çok iyi biliyoruz. Hiçbir şey üretmeden, hiçbir şey yaratmadan, hayata en ufak bir armağan sunmadan 'biri' olmak için çırpınan postmodern çağın lapacı kahramanlarının ilk ısınma turları, Özal ailesinin himayesi altında yaşanmıştır. Eğlence sektörünün yeniden düzenlenmesi; seyredenler ve seyredilenlerin birbirine geçişimli olduğunun hissedilmesi, kabaca Warhol'un '15 dakika' meselesinin kavranma miladı da aynı döneme rastlar. Büyülü fısıltısı yabancı tınısıyla yürekleri hoplatan "imaj" kelimesinin etrafında oluşturulan magazin arkeolojisiyle
'aleni' olanın nasıl ve ne kadar gerçeklik bağlantılı olduğu hakkında hepimiz iyi kötü fikir sahibi olduk. Artık hayatımız ince hesap kitap sonucu montajlanmış fotograflara bakarak geçecekti. Görüngünün bize yaşattığı uğultulu ikircik yerini imajın çözmek-okumak-anlamak zorunda kalmadığımız serin algısına bırakacaktı. Her dönemin 'trendy'si Ajda Pekkan, sahnelerde tüylü telekli 'devrim' rüzgârları estiren Zeki Müren gibi başarılıları dışında 'İmamın karısı', 'Bakan düşüren kadın' ve benzeri imajına satış teşebbüsleriyle tanışmışlığımız vardı. Ama meşru müdafaa zemini olarak imaj mühendisliği Zeynep hanımın Stephanie'yle mukayese edildiği ilkgençlik döneminde gelişip palazlandı. Darbe sonrası sivilleşme hevesiyle hemhal edilip kurdelasıyla gösterişli kocaman bir paket olarak sunulan yeni hayat modelinin içinden iç içe bir yığın kutu ve en sonuncusunun dibinden de plastik bir düdük çıkmıştı işte. Haftanın yedi günü ciplerinin önünde gazetecilerle kovalamaca oynayarak aşk kurgularını bize 'soap opera' tadında izleten; hayatlarından tefrika çıkaranlar, popüler kültürümüzün has kahramanları. Mahremin sıkıcı bir şaka olduğunun, toplumsal bir kimlik edinmek için ciplere atlayıp şöhret üretim merkezlerinde boy göstermenin yeterli olabileceğinin keşfiyle derin bir nefes aldık. Hafif olmak; şık, neşeli görünmek ve gazetecilerle en ilkelinden cilveli bir dil kurmak sahnenin merkezini peyliyor. İşin kolayını bulmuş olan Medya, mesleki bir savunma refleksiyle gerektiğinde asabileşerek şıpınişi arz-talep meselesini hatırlatıp aynayı tüketicinin suratına çevirerek kendiyle hesaplaşmayı reddediyor. Pişkinlik, görüntüler dünyasının vazgeçilmez erdemi. Zeynep Özal da besbelli uzun zamandır meydanı boş bıraktığına, yepyeni bir malzemeyle bir patlama yaşamanın zamanı geldiğine inanıyor. Jaguar skandallı, asi kız temalı günlerini özlüyor. Olsun. Biz nasılsa onu da seyrederiz.
-----------------------
Televizyonların şiddetli reyting kapışmalarıyla taçlanmış yabancı kaynaklı yeni programları biteviye nasıl bir toplum olduğumuzu anlatıyor. "Ben Evleniyorum" yarışmasından mükemmel bir çift çıktı da telli duvaklı oldu bile. Formatları Batı televizyonlarından alınma bu tür programlar, sunduğu insan malzemesi, adet ve ananelere uygun olma cenderesi sonucu fena halde sıkıcı oluyor. Ama ne gam. Milyonlar onları izliyor. Erkeklerin hapis tutulduğu evde karta kaçmış oğlan çocukları olarak, 'benim çikolatamı kim yedi?', 'bulaşığı en son kim yıkadı' kavgalarıyla kişilik tartısına çıkıp çıkıp inen, yetişkin olmanın hiçbir tanımına uydurulamayacak adamlarla öte tarafta dürüst, içten ve duygusal taklidi yapan mahallenin kızları durmadan birbirlerini seyrediyor, eşleşmeye çalışıyor. Görücü usulünün ardına kadar kamuya açıldığı; bütün toplumu bir dünürler ordusuna çevirdiği bu programın son derece eğlenceli olan yanı, bu toplum içinden seçilmiş sıradan insanların kameraların varlığına ne kadar kısa zamanda alışmış olduğunu göstermesi. Seyredilmenin zevki, tartışmalar esnasında sıkça 'milyonlar bizi izliyor' uyarısıyla tazeleniyor. Gizlenip üstü örtülecek hiçbir şeyi olmadan, 'malı meydanda' yarışan yiğitleri 'Biri Bizi Gözetliyor' evlerinde de izlemiştik. Samimiyetin ne kadar iyi oynanırsa o kadar sahici bulunup oy kazandığı bu 'know-how'ı Batı'dan satın alınmış hücrelerin işletmesi sırasında örtbas edilen 'gerçekler'in ortaya çıkarılışı da işin dramatik zenginliğine zenginlik katıyor. Demek, bu yarışmacı yalan söylemiş, demek dışarıda bıraktığı bir nişanlısı varmış. Hop, onun yazdığı mektubu da cümle aleme dinletelim bir yol.
Bu arada 'Popstar' yarışmasının birbirinden farklı giydirilip zorla birbirinden farklı kişiliklere sığdırılmaya çalışılan adayları da karşılarında ne kadar kıyıcı olursa olsun katlandıkları bir uzman diliyle tartılıyor. Uzmanların uzmanlıklarını nereden aldıkları belli değil. Star olmanın bütün isterlerini en ufak tavize açık olmadan sular seller gibi ezbere bilen jüride bildiğimiz ölçütlere uygun bir tek star yok. Müflis bir prodüktör, satışıyla da vasatın sularında iki şarkıcı ve orada varoluş nedeni kimsenin hatırlayamayacağı kadar muğlak ve sıkıcı olan yepyeni bir surat. Nitekim o yepyeni surat, hareket alanı daha geniş tutulduğu için onca çırpınan adayın üstünde bir ilgiyle karşılanıp kısa ömürlü bir 'kelebek star' olarak kanat çırpıyor. Ama bütün bunlar da şimdiye dek alışmış olduğumuz kepazeliklere örnek olarak gülüp geçilesi sonuçta. Korkutucu olan, gecikmiş bir 'imaj mühendisliği' ekolünün aceleci kıyıcılığıyla güzellik-çirkinlik, rüküşlük-şıklık, gençlik-yaşlılık, sakatlık-sağlamlık konularında dayatılan sabiteler. Seyirciye, kimlerden neden hoşlandığı, kimleri star edip başına taç ettiği konusunda adeta gözdağı vererek sunulan ölçütler. Mamafih bu da halk oylarıyla gördüğü tepki sonucu oyun içinde bambaşka bir oyuna dönüşüp gerilimi diri tutuyor.
-----------------------
Bu memlekette yeni bir trend de imaj üretenlerin kendilerini hırçın bir açıksözlülük imajıyla kamuya sunmaları. İmaj üretiminin başında duran, 'size en iyi malı en iyi paketle ben satarım' iddiasından bir meslek edinmiş insanların kendi tartılarıyla başarı kazandıklarında ilk iş popüler kültür alanına kuşkuyla bakanlara saldırıp onları aşağılamalarına da alıştık. Yenik entel budalaların hiçbir şey üretmeden halkın beğenisini küçük görmesine tahammülleri yok. Bu, hâlâ ve her şeye rağmen o kesimden de umutsuzca bir onay beklediklerini gösteriyor. Yoksa kazanılan onca servet ve şöhret sonrasında dönüp hâlâ o işe yaramaz huysuz zevata saldırmalarının bir anlamı olamaz. Bir söyleşiye durduklarında, ürettikleri imajlar alemini anlatmaya koyulduklarında seçtikleri dil de kanımca kırıntıları üstünde yuvarlandığımız 'Cumhuriyet ideolojisi'nin seçkinciliği karşısındaki boynu büküklüğü dışa vuruyor. Durmadan kendilerini deliler gibi savunuyor, adeta beyhude bir onur mücadelesi veriyorlar. Bu arada son derece şaşırtıcı, yalnız bizim kültürümüze has bir yorum da peyda oluveriyor. Oyunun gizli kalması, dile gelmemesi gereken bütün kurallarını da gündelik magazinin hizmetine döküveriyorlar. Kendi yarattıkları imajların ardındaki yalanı itiraf ediyor, sözgelimi 'Çocuklar Duymasın'ın yaratıcısı Birol Güven gibi hiçbir şeyin ahlâkla, gerçeklikle ilişkisi olmadığını, önemli olanın sadece imaj olduğunu haykırıyorlar. Gerçeklik adına kurmuş oldukları yapıyı zedeleyen şeyin gerçeklikle en ufak bir ilgisi olmadığını itiraf ettiklerinde seyredenle seyredilen bir an sersem sersem birbirine bakakalıyor. Yeni göğüs bedenini neden bana söylüyorsun? Dizi annesinin aslında yakışıksız bir zaniye olduğu için değil, beni kandırmak için kovulduğunu neden bilmem gerekiyor? Sonra karşılıklı toparlanıyorlar. Artık birbirlerinden isteyebileceklerinin sınırı kalmamıştır. Daha da vahşileşerek sürecek oyun. İmaj oyunu.
Posted by Fikirbaz at December 8, 2003 11:19 AM
- Save This Page At Del.icio.us