Üniversitenin ayıbı

(Ahmet Insel, 07.12.2003, Radikal2 )

Kemal Alemdaroğlu ne istifa etmeli ne de görevinden alınmalı, hatta meslek yaşamının sonuna kadar o görevde kalmalı.Kalmalı ki, üniversite camiası kendi suçunu her gün hatırlasın

Türk Tabipler Birliği Yüksek Onur Kurulu, 8-9 Kasım 2003 tarihinde oybirliği ile aldığı kararla, İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu ile aynı anabilimdalından iki öğretim üyesine ikişer ay süre ile geçici olarak meslekten men cezası verdi.
Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği (ÜÖÜD), Cumhuriyet gazetesinin Bilim-Teknik ekinin Aralık 2001'de intihal iddiasını belgeleriyle ortaya atmasının ardından, bu iddianın incelenmesi talebini YÖK, Üniversitelerarası Kurul, Türkiye Bilimler Akademisi ve Tabibler Odası'na iletmişti. YÖK, kendisine birkaç kez yapılan bu başvuruya karşı sessiz kaldı. Tabibler Odası ise başvuruyu ciddiye alıp, uluslararası saygınlığa sahip uzmanlarca bir araştırma başlattı. Bunun sonucunda, Birliğin yetkili üst kurulu, "Kaynak kitaptan hiçbir atıfa yer vermeksizin alıntı yapılmış olması, alıntıların bazen tam bazen de serbest çeviri biçiminde aktarılmış olması, kaynak kitaptaki şekil ve resimlerin kullanılmasında alıntı yapılan kitaptan hiç söz edilmemiş olması, kopyalanan kitabın adının gizlenmiş olması, 'çeviri editörü' veya 'çeviren' yerine 'editör' kavramının tercih edilmiş olması, kitap içindeki bölüm çevirilerini yapanların izin veya onayları alınmaksızın kitabın onların adına basılmış olması" hususlarının yayın etiğine aykırılığı ortaya koyduğu kararına vardı. "Yayın etiğine aykırı davranış"ın akademik dünyada adı intihal, yani bilimsel aşırmadır.


Bu Türkiye'deki ilk bariz ve kapsamlı bilimsel aşırma vakası değil. Ama İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü gibi bir makamı işgal eden bir kişinin, kendisiyle ilgili bu tür akademik nitelikli ağır bir suçlama ile ait olduğu meslek odası tarafından cezalandırılmasına rağmen idari görevinden istifa etmemesi ne de görevinden alınması galiba bir ilk örnek. İlgili kişinin kendisinin rektörlükten istifa etmemesine hayret etmek için, onun üniversiteyi fütursuz biçimde ideolojik bir karargah olarak kullandığını bilmemek gerekir. Bu intihal suçlamasını da, devleti bölmek isteyenlerin hain bir girişimi olarak görüyordur.
YÖK'ün bu olay karşısındaki suskunluğu daha düşündürücü. Milli güvenlik rejimi çıkarlarına aykırı bulduğu, bazen incir çekirdeğini doldurmayacak olaylar karşısında esip gürleyen bu kurul ve özellikle başkanı, bir rektöre yönelik bilimsel aşırma suçlaması karşısında sessiz kalabiliyor. Bunun yegane nedeni, YÖK'ün de varoluşunun merkezine esas olarak bir ideolojik misyonu yerleştirmesidir. YÖK'ün bu suskunluğuyla üniversiteyi ulusal güvenlik rejiminin asli bir kurumu olarak gören zihniyet arasında doğrudan bir ilişki var. O ilişki, YÖK'ün temsil ettiği üniversite zihniyetinin ideolojik tabiyet ve uyum kriterini diğer her türlü kriterden üstün kabul etmesine dayanıyor.
Birkaç gün önce görev süresi dolan YÖK Başkanı Kemal Gürüz'ün üniversite camiası içinde tek başına temsil etmediği, geniş bir akademik bürokrasi çevresince temsil edilen bu milli güvenlik rejimi ideolojisi için, bilimsel etik değerlerin geçerliliği, devlet ve ülke menfaatlerinin başladığı yerde biter. Bunun pratik sonucu, bilimsel etik değerlerin hiçbir zaman gerçekten yürürlükte olmamalarıdır.

Rektörün yapması gereken

Türkiye'de bu davranışı meşru kılan olgunun kod adı, "Devlete ve millete karşı aydın sorumluluğudur". Ayşe Buğra, bir yıl önce ÜÖÜD'nin "akademik etik" konusunda düzenlediği panelde, "Bilimin ahlâki sorumluluklarını uluslararası camiada değil de ulusal toplumda tanımlamaya kalkışmanın",
"vurguyu her şeyden önce toplumsal önceliklere yapmanın", bilimin içine kapanmasına yol açabildiğini hatırlatıyordu. Böyle bir akademik ortam, akademisyenlerin işlerini sınırlı bir ilişki dünyası içinde, ulusal standartlara uygun bir biçimde yapmalarına yol açıp, uluslararası standartlardan bütünüyle kopmalarıyla sonuçlanır. Böylece, "Üniversitede işini doğru dürüst yapmaya niyeti olmayanlar için çok rahat bir dünya" yaratılır. Bu dünya, varoluş koşullarını üretmeye devam etmek için farklı görüşlere ve eleştiriye artan bir tahammülsüzlük gösterecek, bilimin olmazsa olmaz koşulu olan eleştirel ortamı yok edecektir. Buğra, "Bu rahat dünyanın, rahatını bozmaya yeltenenleri susturabilecek bir sürü mekanizma geliştirdiğini" hatırlatıp, "Rahatlarını kaçıranları, ulusal çıkarlara aykırı davranmakla, komünistlikle, bölücülükle, mürteci olmakla suçlayarak susturabildiklerini" belirtiyor. Aynı şekilde, "Akademik yetersizliklerin üstünü örtmenin bir yolunun ulusal çıkarlara bağlılıkların sergilenmesi" olabileceğini, bu yetersiz akademik bürokrasinin, komünizme, bölücülüğe, irticaya karşı verdikleri mücadeleyi sergileyerek yerlerini koruyabileceklerine işaret ediyor.
Ayşe Buğra'nın çizdiği, uluslararası akademik dünyaya karşı sorumlu olmadan önce, devletine ve milletine karşı sorumlu olan aydın tablosu, Türkiye akademik dünyasından her fırsatta fışkıran hamaset ve pespayelik örneklerinin kaynaklarına iniyor. Bilimsel aşırma yaptığı iddiasıyla meslekten iki ay geçici men cezası alan bir rektörün bu ortamda yapması yeterli olan iş, ilk fırsatta, örneğin Kuzey Kıbrıs'taki seçim öncesi veya sonrasında, üniversite senatosu destekli bir bildiriyi bayrağın ucuna takıp, yeni bir yürüyüş düzenlemek olacaktır. Daha yaratıcı girişimler sergilenmesi konusunda kendisine güvenebiliriz.
Kemal Alemdaroğlu, söz konusu üniversitenin dışından yapılan bir atama ile değil, kendi üniversitesinin öğretim üyelerinin çoğunluğu tarafından ikinci kez seçilmiş bir rektördür. Sadece kendini değil, onu üst üste seçen yüzlerce akademisyeni de temsil ediyor. Bu nedenle, kanımca, Kemal Alemdaroğlu ne istifa etmeli ne de görevinden alınmalı, hatta meslek yaşamının sonuna kadar o görevde kalmalıdır. Kalmalıdır ki, üniversite camiası kendi ayıbını her gün hatırlasın.



Comments



Post a comment




















Recommend ;)

Email this entry to:


Your email address:


Message (optional):


   

 

 


   

 

     

Everything (233)
How To Make a Manual Westy Tent
Metallica Featured On 'We All Love Ennio Morricone'
Metallica's Master of Puppets named most influential metal album
Kidman car crash footage
Top 100 Fonts

Life (103)
Oh My God! We are expecting a pumpkin!!!
Back!!!
What's Up?
Bad News: Google Adsense Account Disabled
Weekend Updates

Photos (66)
Güven Kıraç
Erkan Can
Sebnem Donmez (Opening Ceremony, 43rd Golden Orange Film Festival)
Faye Dunaway (Honourary Award, 43rd Antalya Golden Orange Film Festival)
Old Woman in Sirince

Tr (148)
Kardeşimi vurdular
Babaolmak.com
Ruh halimin güvercin tedirginliği
Bu film oldu, hissediyorum
Vatandaşın güzel tepkisi

Universe (132)
China's Internet Addiction
The Oscar Nominees
BLA.ST: Promotional Directory
Google to buy YouTube for $1.65 billion
Estate of the Day: A Metallica Mansion

Videos (4)
Guiness World Record for most T-Shirts worn at one time
New Metallica Song with Wrong Bass :)
Enormous Time-Waster: Sesame Street Video Clips
A Funny Tv Commercial From Berlitz

Yazarım... (istersem) (9)
Lord of The Ring
Fırtınadan Önce...
Makyajsız şehirler, ´sahici´ kişiler
Tommy Lee Jones Kovalamaktan Usanmıyor
Aman Tanrım! (Veya Aman! Jim Carrey)

     

     
     
 
   
 

welcome to movable type