Fırtınadan Önce...
Gözünü açtığında hastanedeydi, başı zonkluyordu, elini başına götürdüğünde dokunduğu şey saçları değil sargı beziydi ve dokununca başının zonklaması artıyordu...
Hatırlamaya çalıştı. Perşembe gecesiydi, İstiklal Caddesi'ndeydi, her zamanki yerinde, ekmeğini kazanmaya çalışıyordu. Yıllardır her gün ve her gece yaptığı gibi. Sokak şairiydi, İstiklal Caddesi'nde durdurabildiği insanlara ayaküstü şiirler yazıyor, üç beş kuruş kazanmaya çalşıyordu. İstiklal Caddesi'nden geçen herkes onu mutlaka tanırdı, o hep oradaydı. Başı zonkluyordu...
Bazen ısrarcı olduğu, alımlı kızların önüne atlayıp şiir yazma teklifinde bulunup geri çevrildiği, sinirlendiği, laf attığı olmuyor değildi ama uzun süredir olabildiğince normal şekilde sanatını icra ediyordu. Kurdu olmuştu artık... Kime yaklaşılır, kime şiir yazılır, kimden uzak durulur çok iyi biliyordu. Elele genç aşıkların nasıl tavlanılacağını, okuldan çıkmış aylak aylak gezinen üniversiteli kızların nasıl ikna edileceğini iyi biliyordu. Cadde'nin kitabını yazabilirdi, mısra mısra... Başı zonkluyordu... Hatırlamak için çabaladı üç dört saat öncesini...
Perşembe gecesiydi, bir iki kişiye yaklaşmış, durdurmaya çalışmış, bir iki mısra okuyuvermişti kimilerine, işler kesattı, fırtına yaklaşıyordu ve herkes bir an önce sıcak evine ulaşmak için büyük ve hızlı adımlar atıyordu, perşembe gecesi zaten insanların aylaklık yapacakları, şuraya mı gitsek buraya mı gitsek diyecekleri bir gece değildi ki... Uzaktan elele gelen sessiz bir çift gördü, "tamam" dedi işte müşteri...
Emin adımlarla çiftin üzerine yürüdü; tam ortalarına... "Bir saniye vaktinizi alabilir miyim" diyerek söze tam girişmişti ki, bir eli yanındaki kızın elinde olan genç adam diğer elinde taşımakta olduğu çantayı bütün gücüyle kendisine doğru savurdu, hiç beklemediği bu hamle karşısında yapacak hiçbir şeyi yoktu... Cadde'de çok kavgaya tanık olmuş, çok kavgaya karışmıştı ama böyle bir şeyi hiç beklemiyordu... Çantanın oldukça ağır olduğunu anlaması zor olmamıştı çünkü daha ilk hamlede çantayı kafasına yediğinde yere yuvarlanmış, gözünün üstündeki acıdan kaşının açıldığını anlamıştı ama ne olduğunu anlayıp da yerden doğrulamadan saniyeler içinde aynı çantayı defalarca kafasına yemişti. Çığlıklar duymuş, haykırışlar, yakarışlar işitmişti, kendisine doğru koşan ayak sesleri son işittikleriydi... Başı zonkluyordu...
O sırada yanına yaklaşan hemşireyi fark edince sıyrıldı bütün bunlardan... Hemşire "kötü hırpalanmışsın bu gece, nasıl başın?" dediğinde, "ne oldu bana?" diye sordu önce, sonra uzandığı yerde dikleşti biraz... Hemşireye baktı bir süre, "Şairim ben" dedi, "Senin için yazdığım bir şiirim var, iki saniyeni bana verir misin..."
Posted by Fikirbaz at January 16, 2004 12:19 AM
- Save This Page At Del.icio.us