Lord of The Ring
...Mandalf (ki cübbesinin ceplerinde her zaman renk renk mandallar bulundurmasıyla tanınmıştı) kulağına eğilip "sen seçilmiş olansın, bu yüzüğü taşıyacak olan kişisin!" dediğinde başına bunların geleceğini tahmin etmemişti kuşkusuz. Ne yüzüğün güçlerinden haberdardı ne de başına geleceklerden. Yüzüğü taşırken karşısına çıkacak tehlikelerden, ejderhalardan veya şairlerden bihaber, şaşkın ve hazırlıksız yüzüğü cebine atıvermişti... O, artık yüzük taşıyıcısıydı.
Mandalf kendisine yüzüğün nerede dövüldüğünü nerede şekillendirildiğini uzun uzun anlatmıştı, Konstantiniye'de Sultanahmet mevkiinde ermeni bir ustanın elinden çıkmaydı yüzük, üzerindeki taşlar dağların derinliğinden, mağaralardan afrikalı köleler tarafından çıkartılmış, işinin erbabı ustalar tarafından şekillendirilmişlerdi. Ama şimdi yüzük, taşıyıcısının cebinde son yolculuğuna çıkıyordu. (En azından o öyle biliyordu)
Yüzüğü uzun bir süre taşıyıp, kimselere yar etmeyip koruması gerekiyordu son ana dek. Üzerinde taşıdıkça ağırlaşacağını, aklında durdukça kalbini sıkıştıracağını cebine attığı daha ilk anda biliyordu ama bundan kaçması mümkün değildi. Kendi talip olmuştu hem de büyük bir istek, heves ve heyecanla. Zaten daha cebine attığı ilk anda da nefesi daralmış, adımlarını atamaz, ayaklarını sürür olmamış mıydı...
Yapması gerekeni biliyordu, yüzüğe layık bir taşıyıcı olmalı, onu kabaran alevlere atacağı güne kadar taşımalı, ağırlığı altında ezilmeli, zaman zaman dizlerinin üstüne çöküp ilerlemesi gerekse bile yüzüğe ihanet etmemeli ve hep yürümeliydi. O içi kabaran, durup durup lavlar püskürten dağa varana kadar gerekiyorsa yıllarca ilerlemeli, ve yıllarca "o"na sahip olmalıydı... Ta ki, son durağa varıp, yüzüğü lavların arasına bırakana dek...
Oysa Mandalf'ın kendisinden sakladığı çok önemli bir şey vardı. Yüzük o alev alev içi yanan dağın ateşinde dövülmemişti ve yüzüğün önünde sonunda o lavların arasına bırakılması hiçbir şeyi değiştirmeyecekti. Ne yaparsa yapsın o yüzük yokedilemeyecekti... Taşıyıcı "o"nun ağırlığını alışmak, onla yaşamak zorundaydı. Yapabileceği tek şey -maalesef- onu en fazla kıçına sokmak olurdu... (Ki bu da büyük ihtimalle bir opsiyon değildi...)
Posted by Fikirbaz at January 16, 2004 12:37 AM
- Save This Page At Del.icio.us
Ne kadar zor olsa da, Mandalf tarafından "seçilmiş" kişi olmanın gururu yeter belki o ağırlığı taşımaya. Yetmese de yardım eder. Mandalf da her önüne geleni seçmez ki çünkü. Hobbit gönüllü talip olduysa da, Mandalf seçmedi mi onu..
Posted by: nilhan on January 16, 2004 10:46 AM
Emin olunuz ki sizi seçen Mandalf da olsa Tanrı da olsa eğer siz değilseniz seçilmiş ( ki bu sadece sizin karar vereceğiniz birşeydir ) taşıyamazsınız o büyük yükü. Ne yaratılanlar var cüsseleri ne kadar küçük ama yükleri çok büyük.
Sadece taşıyıcının karar vermesi gereken bir durum bu taşımak yada taşımamak tek mesele bu. Bu kararda Gandalfın değil sadece Frodo'nun kararıydı.
Posted by: ugur on January 19, 2004 04:40 PM
dünyanýn en güzel filmi
Posted by: kadircan on August 16, 2006 06:42 PM