Duvarın karşısında ne var?

(Yıldırım Türker, 14.03.2004, Radikal2)

Fatih Akın'ın filmi, hayatın ve insanın arızasını televizyondaki evlilik programında Tülin'le Caner'in itiş kakışında bulanlara fazla gelecek bir tuhaf masumiyet öyküsü

Fatih Akın'ın beklenen filmi "Duvara Karşı" nihayet gösterime girdi. Bu filmin Türkiyeli seyirci tarafından nasıl karşılanacağı, elbette merak konusu. Öncelikle sunduğu en reçellisinden magazin malzemesiyle zaten henüz ufuklarımızda belirmişken toplumsal riya örgütlenmesini harekete geçirmişti.
Türkçe'nin karasularında yaşayıp da namusun milli bir konu olduğunu bilmeyen var mıdır? Gururla birlikte namus da milli hasletler çekmecesinde bayrak edileceği durumları bekler. Namusuna düşkün bir milliyet olduğu çoktan belirlenmiş olan Türklük, uzanabildiği yere kadar izler, kovalar, kendisiyle özel bir anlaşma içinde bulunmayan namussuzun ümüğüne oturur. Milli gururun incindiğine karar verdiğinde kimi asil kanı fokurdayanlar duruma el koyup namussuzun linç edilmesine çalışır. 'Milli olmak' da bildiğimiz gibi daha gariban tınılı, aslında meselinin nerelere kadar dallanıp budaklandığını gösteren bir deyimdir. Dış dünyaya açılıp yabancı bir takımla maça tutuşmak anlamında kullanılan 'milli'yle akrabadır. Zaten kadın da yabancı bir toprak, sırtı yere getirilmesi gereken hasımdır. Kadınlar aynı zamanda namusumuz oldukları için kirletildikleri anda sürgün edilmeleri, işkenceden geçirilmeleri, yok edilmeleri vaciptir.


Basının, Sibel Kekilli'nin bir ulus tarafından evlatlıktan reddedilmesi çağrıları üstünde durmuştuk. Filmin İstanbul galasında karşılanış biçimi, bu hayırsız evladın öte yandan ne kadar kışkırtıcı bir dünyanın kapılarını araladığını hissettirmedi mi? Bir an olsun peşini bırakmayan gazeteci ordusu, bu riya oyununa onu da katmak, onun elini de görmek için çırpınıyordu. Oysa karşılarındaki çelimsiz genç kız, adetleri farklı bir dünyada savaştan çıkmış, bu sakil riya oyunlarına yüz verecek yerlerini çoktan dağlamıştı.
"Duvara Karşı" filmi, son jenerik akarken bitmeyecek, doğal olarak. Gerek Almanya'da, gerekse Türkiye'de uzun süre tartışılacak, unutulmayacak. Bunun nedeni elbette öncelikle filmin gücü, Akın'ın benzersiz sinema duygusu. Fassbinder'den eski Amerikan melodramlarına; punk'dan arabeske çok geniş bir alana göndermelerle beslenen, tuhaf bir dünya, onunkisi. Şiddet yüklü olmakla birlikte şiddeti şıklaştırıp serinletecek 'cool'a hiç yüz vermeyen, afisini yarattığı anların gücü üstüne inşa eden has bir sinema. İrkiltici yanı, doğunun masal kipine yaslanırken batının hikâye anlatıcılığını da kendi dünyasına dönüştürmesinde. Seyircinin filmi izlerken bir ip cambazı seyredermişçesine gerilmesinin bir nedeni bu. Elbette filmi reddedenlerin çoğunluk itiraf etmeden yaslandıkları, filmin anlatım biçiminden çok anlattığının ta kendisi.

Türk kızının yolculuğu

Fatih Akın, bir aşk hikâyesi anlatıyor. Gerek Birol Ünal'ın gerekse Sibel Kekilli'nin az rastlanır incelik ve güç taşıyan oyunculuklarıyla, teslim olmayı bileni derinden sarsacak bir dille. Ama bu aşkın kahramanlarının sırtlarında taşıdıkları kamburlar; içinde büyümüş oldukları yaralar, onları öncelikle çoğu Türkiyeli için, özdeşlik kurulması güç karakterler haline getiriyor. Hayatın halının altına süpürülen, görmezden gelinen, suskunlukla karşılanıp yok sayılan düğüm yerlerini açık ediyor. Sibel Kekilli'nin o salyalı bir tecessüsle yaklaştığımız kendi hikâyesi üstüne de bir okuma sunuyor kaçınılmaz olarak. Fevkalade makul ve sevecen görünen ailesinden kurtulabilmek için her şeyi göze alıp sahte bir evlilik yapan Türk kızının yolculuğunu anlatırken kolaycı suçlamalara izin vermeyen sağlam bir öykü damarı da yakalamış oluyor. Hikâyesini dünyanın her yerinde seyredilebilir kılan, milli-sosyal kimlikler aşırı bir çatışma üstüne kurulu olması. "Duvara Karşı", iki kültürün çatışmasını yansıttığı kadar, yalnızlık, masumiyet, özgürlük üstüne de çok şey söylemiş oluyor.
Filmdeki Sibel'in hayata yönelik yüz kızartıcı iştahı, masumiyetinin göstergesi. Namusuna düşkün ailesine karşı evli numarası yapıp istediği erkekle birlikte olmaya, gezip tozmaya yönelik merakı; o saf iştah, hayattan çoktan elini çekip ölmeye yatmış olan nihilist Cahit'i hayata döndürüyor. Aşkın başladığı yer, yitirilmiş hevesi yeniden kışkırtan masum iştah. Film de bana iştahın tehdidi ile teslimiyetin zehri üstüne birçok şey fısıldıyor.
Kahramanların kopukluğu; kendilerini parçalamaya yönelik eğilimlerini besleyen doğdukları dünyayı toptan reddeden duruşları arızaya tahammül edemeyen, şiddeti 'cool', aşkı 'onurlu', hayatı 'rafine' alan seyirciyi püskürtecek elbet. Hayatın ve insanın arızasını televizyondaki evlilik programında Tülin'le Caner'in itiş kakışında bulanlara fazla gelecek bu tuhaf masumiyet öyküsü. "Ne şen milletiz" temalı bol ünlü çehreli komediler, tıknefes ve halk sandığına yaltaklanan bir ahlâkla terbiyeli ağa-mafya-aile dramları varken bir şans tanımayacaklar bu filme. Nefsin köreltilmesi düsturuyla yetiştirilmiş, kör nefsine kuru namus giydirilmiş kırsal kökenli yeni kentliler ve iştahlarına sarılmış çocuklarının, yani kısacası hepimizin hayatı üstüne hiç lafı dolandırmadan konuşan bu film de ıskalanacak belki. Tanık olduğumuz aşkın doğu söylencelerini hatırlatan çırılçıplak ve yaralı haliyle yüzleşmek kolay olmayacak.
Sibel, kim bilir kaçıncı intihar denemesinden sonra ölüme en çok yaklaştığı
anda masumiyetini yitiriyor. Tutunmaya karar veriyor. "Duvara Karşı" filmini mutlaka izleyin. Taze, biricik bir sinemacıyla tanışmak için. Bir de aşkı, iştahı, masumiyeti nerede kaybettiğimiz üstüne biraz olsun düşünebilmek için.



Comments

duvara karşı iki kültür arasında kalmış olan bu insanların aslında doğdukları ülkeye dönseler ne yapacaklarına daha doğrusu ne yapamayacaklarına dair izlenmesi zorunlu bir yapıt. ancak filmin içine serpiştirilmiş fazla küfür sözcükleri filmin masumiyetini ve seyircinin tansiyonunu siliyor. gereksiz bir diğer vurgulama da cahit torukla alman helgasının sevişme sahneleri. herkesçe malum bir işi bu kadar kör gözüne parmak yapmak gerekir miydi ki? yine de güzel oyunculuk...





Post a comment




















Recommend ;)

Email this entry to:


Your email address:


Message (optional):


   

 

 


   

 

     

Everything (233)
How To Make a Manual Westy Tent
Metallica Featured On 'We All Love Ennio Morricone'
Metallica's Master of Puppets named most influential metal album
Kidman car crash footage
Top 100 Fonts

Life (103)
Oh My God! We are expecting a pumpkin!!!
Back!!!
What's Up?
Bad News: Google Adsense Account Disabled
Weekend Updates

Photos (66)
Güven Kıraç
Erkan Can
Sebnem Donmez (Opening Ceremony, 43rd Golden Orange Film Festival)
Faye Dunaway (Honourary Award, 43rd Antalya Golden Orange Film Festival)
Old Woman in Sirince

Tr (148)
Kardeşimi vurdular
Babaolmak.com
Ruh halimin güvercin tedirginliği
Bu film oldu, hissediyorum
Vatandaşın güzel tepkisi

Universe (132)
China's Internet Addiction
The Oscar Nominees
BLA.ST: Promotional Directory
Google to buy YouTube for $1.65 billion
Estate of the Day: A Metallica Mansion

Videos (4)
Guiness World Record for most T-Shirts worn at one time
New Metallica Song with Wrong Bass :)
Enormous Time-Waster: Sesame Street Video Clips
A Funny Tv Commercial From Berlitz

Yazarım... (istersem) (9)
Lord of The Ring
Fırtınadan Önce...
Makyajsız şehirler, ´sahici´ kişiler
Tommy Lee Jones Kovalamaktan Usanmıyor
Aman Tanrım! (Veya Aman! Jim Carrey)

     

     
     
 
   
 

welcome to movable type