'Ustaların ustası bizi yalnız bıraktı'
( Radikal - 28.7.2004 )
Can Barslan: Dünden beri beni arayıp başsağlığı diliyor insanlar. Bu bile Oğuz abinin hayatımdaki önemini gösteriyor. Kendi sanat yaşamımla ilgili kimseye paye vermedim. Sadece bir istisna hariç. Naçizane Can Barslan adı bugün karikatür dünyasında varsa tek nedeni Oğuz Aral'dır. Ustam öldü çok üzgünüm.
Kemal Gökhan Gürses: Dün öldüğünü duyunca bir arkadaşıma şu mesajı attım: 'Yağ satarım, bal satarım, ustam ölmüş, ben böyle dünyanın anasını satarım.' Gerçekten benim tek ustamdı. Sanata bakışımda çok büyük etkileri vardır. Evet 'huysuz ihtiyar'dı ama onun huysuzluğu, direkt oluşu, hayat karşısında çok zor öğrenilebilecek şeyleri çok çabuk öğrenmemizi sağladı. Arkadaş bir ustaydı. Yaptığımız işin çok değerli bir iş olduğunu söyledi hep. Birçok çizer belki çizgi ve mizah düzeyi bakımından onu aşmıştır ama bu Oğuz Aral sayesinde olmuştur. Bizi dünyayla tanıştırdı; karikatürün bir meslek olduğunu gösterdi. Gerçekten çok genç yaşta 'Gırgır'dan kazandığım para, hayatım boyunca kazandığım en güzel paraydı. İyi para kazanıyorduk. Her ölüm erkendir ama Oğuz hocanınki çok erken oldu. Başta söylediğimi yine tekrarlıyorum: Ustam ölmüş, ben böyle dünyanın anasını satarım.
Ramize Erer: Oğuz Aral, benim için çok özeldir. Onunla tanıştığımda henüz 15 yaşında bir kızdım. Çok iyi bir hocaydı; benim için ve o dönemki genç karikatüristler için bir babaydı da aynı zamanda. Bugün bir çizersem eğer bunu ona borçluyum. Çizer olmak demek 'Çiçeği Burnundakiler'den geçerdi. Bana, "Şu masa senin geç otur ve çiz" dedi ve ben para kazanmaya başladım. Karikatürü meslek edinmemize büyük katkıları oldu. Bir de emeğin karşılığını veren biriydi. Onun varlığını hissetmek bile benim için güç kaynağıydı. Şimdi kendimi büyük bir yalnızlığın içinde hissediyorum.
Galip Tekin: Türk mizahı bir büyük ustayı kaybetti. Onun yetiştirdiği bizler ve bizim yetiştirdiğimiz insanlar için büyük bir kayıp. Ustadan öte bir babaydı bizim için. Yokluğunu hissedeceğiz. Acımı tarif etmem mümkün değil.
Piyale Madra: Oğuz Aral Türk çizgi tarihine bir dönem damgasını vuran önemli bir çizerdi. Bir kuşak onun çıkardığı Gırgır dergisiyle büyüdü.
Semih Balcıoğlu: Sevgili Oğuz... Yaptığın her işin en iyisini yaptın. Gırgır'ı yayına hazırladığın ve onu başarıya ulaştırdığın günleri dün gibi hatırlıyorum.
O ne heyecandı, o ne inanılmaz bir uğraştı. En büyük hizmetlerinden biri de onlarca çizeri karikatürümüze armağan etmendi. Ulaşamadıkların da senin etkinde kaldılar. Sanatın gibi, dostluğun, insanlığın da eşsizdi. Seni çok özleyeceğim.
Serhat Gürpınar: Güreşte bir deyim vardır: Ustalar üç oyun bilir ama çıraklarına ikisini öğretir, birini kendine saklarmış. Oğuz Aral bize üçünü de öğretti. Onun için söylenecek çok şey var, ama şu an ne söylesem eksik kalır. Oğuz abi, köhneleşmiş ülke sistemi içerisinde çok büyük bir devrim gerçekleştirdi. Hayatta öncü olmak çok önemlidir ve o büyük bir öncüydü. Bilgisini hiç esirgemedi, bizlerle paylaştı. Genç beyinlere çok önem verdi. Bütün üst düzey yöneticilerinin dinozor olduğu bir ülkede o, gençlere önem verdi. Bütün bunların ötesinde, adam gibi adamdı. Çok, çok iyi bir insandı.
Erdil Yaşaroğlu: Türk karikatür dünyasında çok önemli yeri olan bir insandı. Karikatürleri dışında kişiliğiyle de önümüzü açmış, örnek olmuş bir insandı.
Hasan Kaçan: Oğuz ağabeyle ilgili söylenecek o kadar çok şey var ki... O bir sürü insanın hem ustası hem de babasıydı. Yani Oğuz Aral'ın ustalığı zaten tartışılmaz bir şey. Herhalde çok az insan karikatürcü ya da mizahçı yetiştirmeyi kendisine misyon edinmiştir. Oğuz Aral bu konuda neredeyse tek örnek diyebilirim.
10 saat bir fikir üzerine çalışıyorsa, en az 10 saatini de amatör çizerlere ayırıyordu. Onlarla tek tek ilgileniyordu. Oğuz Aral'ın 'Avanak Avnisi', 'Utanmaz Adam'ı bizim dönemde iki önemli eseri gibi görünse de, yetiştirmiş olduğu sayısız canlı eserleri de var. Belki de en önemli eserleri de onlar. Üzgün olduğumuzu söylememize gerek yok herhalde ama Oğuz Aral'ın bize öğrettiklerini devam ettirme gayretinde olacağız. Mizah dünyası çok büyük bir ustasını kaybetti. Başımız sağolsun.
Latif Demirci: 14 yaşında gittim ve Oğuz Aral'la tanıştım. 30 yıla yakın süren bir mesaimiz var ustamız, babamız, ağabeyimiz. Her şey diyebiliyorum onun için karikatürü bize öğreten insandı. O olmasaydı olmazdık herhalde diye düşünüyorum. Usta çırak ilişkisi var ya halen süren bir şeydi. 28-29 yıldır çiziyorum. Arada bir görüşüyor, konuşuyorduk kendisiyle. Halen dünkü karikatürünü çok sevdim on numara ama o öyle çizilmez, şöyle çizeceksin. Otuz yıl sonra bile hâlâ öyle yapardı. O ustalık, öğretmenlik durumunu hâlâ devam ettirirdi. Bir şeyi beğendiğini söylemez. Beğendiğini söylerse de önemlidir. Karikatürüne on numara dediyse önemli bir şeydir o. 80'li yıllarda Gırgır'ın çok sattığı dönemlerde çocuklara ne olmak istersin diye sordukları zaman çocuklar asker, pilot, mühendis şu bu derlerdi ya. Bunun başına karikatüristliği getirdi aslında. O yıllarda herkes karikatürcü olacağım
diye bir şey söylüyordu.
Semih Poroy: Karikatür ve mizah yayıncılığını derinden etkilemiş, karikatürümüze enerji taşımış çok önemli bir kişilik. O enerjinin yerinde kullanılıp kullanılmadığı ayrı bir şey. Bu, yıllar sonra değerlendirilecektir. Oğuz Aral okulunun öğrencisi olmadım. Şu anda çok da önemli değil. Üzüldüğüm şey, birbirimize verdiğimiz karşılıklı saz çalma sözümüz artık gerçekleşemeyecek. Tolga Tigin ablamıza, çocuklarına, tüm sevenlerine baş sağlığı ve sabır...
Posted by Fikirbaz at July 28, 2004 01:21 PM
- Save This Page At Del.icio.us