Homofobi
(Can Dündar, Milliyet, 07.11.2004)
"Oğlumuz Ahmet'le, oğlumuz Mehmet'in nikah töreninde sizi de aramızda görmekten mutluluk duyarız. İmza: Babası filanca - Babası fişmanca..."
Bir gün böyle bir davetiye alsanız şaşırırsınız değil mi?
Eşcinsel evlilikleri bütün dünya için şaşırtıcı bir gelişme... ancak daha da şaşırtıcı olan, bu fantezinin sonunda dünyanın başını belaya sokmuş olması...
"Ahmet'le Mehmet'in evlenme ihtimali" Amerikalıları öyle ürküttü ki, "Zinhar böyle sapıklığa izin vermem" diyen Bush'a - dünyayı ateşe vermesine filan bakmadan - oy yağdırdılar.
Ve anlaşıldı ki Sam Amca için, aynı cinsten iki insanın bir yastıkta kocama talebi, bin askerinin Irak'ta can vermiş olmasından daha korkunç bir durumdur.
İyi de niye?
Niye "Ben kendi cinsimden olanlara ilgi duyuyorum" cümlesi Amerikalıları böyle paniğe sokuyor?
* * *
Onlara sorarsanız Kilise diliyle yanıtlıyorlar:
"Bu evlilik, insan soyunun önce bozulmasına, giderek tükenmesine yol açar".
Oysa "homofobi"nin (eşcinsellik korkusunun) nedeni bundan ibaret değil. Altını eşelediğinizde tarihsel, cinsel, dinsel, siyasal, toplumsal pek çok iktidar meselesi çıkıyor.
Tarihe baktığımızda eşcinsellik korkusunun bu kadar yaygın olmadığını, tersine eski Yunan medeniyetinden, Osmanlı divan edebiyatına kadar eşcinselliğin "gerçek sevgi" olarak kutsanıp güzellemelere konu edildiğini biliyoruz.
Antropologlar bugünkü Amerikalıların ataları sayılan Kuzey Amerika Kızılderililerinin kabilelerinde, - günümüzde 'travesti' diye adlandırabileceğimiz - savaşçı erkekler gibi davranan kadınların ve çadır bakıcısı rolüne soyunan erkeklerin varlığından söz ediyor.
Peki ne oldu da dünya - özellikle de Batı -, haz almaya dayalı bir kültürden hazlardan korkmaya, giderek onları yasaklamaya dayalı bir kültüre yöneldi?
* * *
Geçen yıl Kaos GL tarafından düzenlenen bir sempozyumda psikoterapist İskender Savaşır, "Batı'da homofobinin oluşumu" üzerine bir tebliğ sundu.
O tebliğe göre toplumun eşcinselliğe bakışında dönüm noktası 14. yüzyıldı.
O yüzyılın sonunda, Avrupa'daki korkunç veba salgını sonucu büyük bir nüfus düşüşü olmuş, küçük toprak sahipliğine geçilmiş, geniş aile yerini çekirdek ailelere bırakmış ve ahlakçılığın temelleri atılmıştı.
19. yüzyıla kadar sürecek o 5 asırlık karanlık boyunca artık sadece eşcinsel ilişki değil, kadın cinselliği ve giderek haz alma duygusu da lanetlenecek, cinsel ilişki sadece üremeyle ilişkilendirilecek ve aksine davrananlar "cadı" diye damgalanıp yakılarak öldürülecekti.
Bugün Bush'a oy veren Amerikalılarda gözlenen eşcinsel korkusunun kökeninde, "dünyevi hazları, kiliseye ve sisteme itaati engelleyen günah tohumları" olarak gören zihniyet yatıyor.
* * *
O zihniyet, günümüzde de eşcinselliği, savaş politikalarını onaylayan bir muhafazakarlığın günah keçisine dönüştürüyor.
Ve Amerikalı, "Yeter ki eşcinseller evlenmesin" diye dünyanın ateşe verilmesine göz yumabiliyor.
Komik, ama gerçek:
İnsanlık tarihine geçecek bir tablo bu...
Sorması ayıp; siz heteroseksüel bir Bush'u mu tercih edersiniz, homoseksüel bir Oscar Wilde'ı mı?
Sohbet için canım!..
candundar@e-kolay.net
Posted by Fikirbaz at November 8, 2004 05:50 PM
- Save This Page At Del.icio.us