Cem Yılmaz'a gülmek

(Perihan Özcan Tüzüner, Radikal2, 7.11.2004)

20'li yaşlardaydık. Üniversite son sınıfa yeni başlamıştık. Her gün, İstiklal Caddesi'nde sürtüyorduk. Leman okuyorduk ya, ara sıra da Leman Kültür'e gidiyorduk. Kocaman bardaklarda çay ısmarlıyor, sevgilisiz kızlar olarak etrafa kesikler atıyorduk.
Leman Kültür o günlerde pek bir hareketliydi. Bir gösteri vardı akşamları. Ama öyle küt diye kapıdan içeri girip "Ben geldiiim" diyemiyorduk. Önceden bilet filan almak gerekiyordu. Gösteri yapan çocuğun adı Cem Yılmaz'dı. Canım, yabancı değildi. Karikatürlerine güldüğümüz çocuktu işte...


O zaman niye bu kadar bekliyorduk ki? Bu kadar kalabalığı, son zamanlarda hatta, kellifelli adamları oralara çekecek -üstelik reklamsız- ne yapıyordu bu çocuk? Ne anlatıyordu? Anlamakta güçlük çekiyorduk.

O, karikatürlerine güldüğümüz çocuğun ismi usul usul yayılıyordu. Gidenler, anlata anlata bitiremiyordu. Biz, ailelerinin nar taneleri nur taneleri olan ve akşamları dışarı çıkabilmek için bin türlü takla atmak zorunda kalan genç kızlar çatlayarak dinliyorduk gidenlerden. Çok ama çok merak ediyorduk.
Soruyorduk giden arkadaşlara. "Ne anlatıyor ya? Çizdiklerini mi?"
Anlatıyorlardı ama arada eklemeden edemiyorlardı: "Yok abi, anlatmakla olmaz, görmeniz lazım herifi." Zaten gülmekten anlatamıyorlardı. Biz, karikatürcü çocuğu "izleyenlerden dinleyenler" bile dinlerken gülmekten koltuktan düşüyorduk.

Leman Kültür'de izlemek kısmet olmadı. Çünkü o karikatürcü çocuk Leman Kültür'e sığamadı. Habitat II zirvesi etkinlikleri kapsamında, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde hıncahınç dolu bir salonda en arka sırada izleyebildik onu.
Karikatürcü çocuk, aslında bildiğimiz şeyleri anlatıyordu. Aramızda geçen konuşmaları, siyah-beyaz TRT yıllarını, kazayla uzaya falan gidecek olurlarsa Türklerin orada neler yapabileceklerini, ilkokul birinci sınıfta tanıştığımız ip atlayan Oya'yla, işi sürekli "gelmek" olan zavallı Ali'yi, tahtaya yazılan "konuşanlar"ı, havuz problemlerini, "Kaç beden giyiyoruz?" diyen tezgâhtarları anlatıyordu.

Ve biz anlattıklarına katıla katıla gülüyorduk. Yani kendimize, sahtekârlıklarımıza, ikiyüzlülüklerimize, açıkgözlülüklerimize, aklımızca uyanıklıklarımıza, her gün şahit olduğumuz diyaloglara, kendi yaptıklarımıza gülmekten gözlerimiz yaşarıyordu.

Karikatürcü çocuk ne yaptı?
Peki ilk defa mı gülüyorduk? Ne oluyordu? Bu kadar tantana niyeydi? Biz, o ortaya çıkana kadar gülmüyor muyduk yani?
Gülüyorduk da... Eğri oturup doğru konuşalım, daha çok taklitlere ya da canlandırılan basmakalıp kişiliklere gülüyorduk. Mesela sarhoşa, salağa, külhanbeyine, mahallenin ablasına vs. vs. işte... Bunlara gülüyorduk biz. Haksız da değildik. Bizim içimizden çıkanlar bizi ancak o kadar güldürebiliyordu. Belki de eski komedyenler, yasaklarla dolu olan bir ülkede bizi ancak bu kadar güldürebiliyorlardı. Ve belki de Türk halkı kendisiyle ancak o kadar barışıktı.
Karikatürcü çocuk ne yaptı peki? Bir kişiliğe bürünmedi, taklit yapmadı. O güne kadar yapılmayan bir şeyi yaptı.
Bizi bize anlatmaya başladı. Cebimizden paramızı çıkarttı, bizi karşısına oturttu ve anlatmaya başladı. Ve o kadar akıllıydı ki bunu gözümüzün içine sokarak ama bizi hiç acıtmadan, incitmeden yaptı.
Alışageldiğimiz bir şey değildi bu. Çok hoşumuza gitti. Kendimizi eleştirdik, tuhaflıklarımızı fark ettik. Kendimizle eğlenmeye başladık. Ve galiba kendimizle o zaman barıştık.

Düzgünce taranmış saçları ve ütülü kolalı gömleğiyle örnek öğrenci olmanın dayatıldığı, TRT gibi siyah-beyaz olan Türkiye'nin gri yıllarında çocuk olmuştuk. Karikatürcü çocukla birlikte hayatımız renklenmeye başlamıştı.
Ama karikatürcü çocuğu bağrına basan bir biz değildik. Büyüklerimiz de sevmişti onu. Çünkü onlar da benzerini görmemişlerdi.
"Karikatürcü çocuk" bir şeyler anlatmaya devam ediyor. Ve biz hâlâ gülüyoruz. İyi bir anlatıcı, iyi bir oyuncu o çünkü. Bizi anlatıyor, bizi oynuyor.
O, son yüzyılın özel insanlarından. Bize bizi anlatması, nasıl göründüğümüzü göstermesi için görevlendirilen. Ve biz belki de bu yüzden aslında Cem Yılmaz'a değil, Cem Yılmaz'ın suretinde kendimize gülüyoruz.
Belki de "hadise" bu.



Comments



Post a comment




















Recommend ;)

Email this entry to:


Your email address:


Message (optional):


   

 

 


   

 

     

Everything (233)
How To Make a Manual Westy Tent
Metallica Featured On 'We All Love Ennio Morricone'
Metallica's Master of Puppets named most influential metal album
Kidman car crash footage
Top 100 Fonts

Life (103)
Oh My God! We are expecting a pumpkin!!!
Back!!!
What's Up?
Bad News: Google Adsense Account Disabled
Weekend Updates

Photos (66)
Güven Kıraç
Erkan Can
Sebnem Donmez (Opening Ceremony, 43rd Golden Orange Film Festival)
Faye Dunaway (Honourary Award, 43rd Antalya Golden Orange Film Festival)
Old Woman in Sirince

Tr (148)
Kardeşimi vurdular
Babaolmak.com
Ruh halimin güvercin tedirginliği
Bu film oldu, hissediyorum
Vatandaşın güzel tepkisi

Universe (132)
China's Internet Addiction
The Oscar Nominees
BLA.ST: Promotional Directory
Google to buy YouTube for $1.65 billion
Estate of the Day: A Metallica Mansion

Videos (4)
Guiness World Record for most T-Shirts worn at one time
New Metallica Song with Wrong Bass :)
Enormous Time-Waster: Sesame Street Video Clips
A Funny Tv Commercial From Berlitz

Yazarım... (istersem) (9)
Lord of The Ring
Fırtınadan Önce...
Makyajsız şehirler, ´sahici´ kişiler
Tommy Lee Jones Kovalamaktan Usanmıyor
Aman Tanrım! (Veya Aman! Jim Carrey)

     

     
     
 
   
 

welcome to movable type