Güldürü kültürü

(Mustafa Çapar, 28.11.1004, Radikal 2)

"G.O.R.A."yı izlememiş ya da izleyip de zevk almamışsanız, sanatseverliğiniz, zekanız, entelektüelliğiniz kuşkulu hale gelebilir.

Bu yazıyı yazarken tereddütler yaşadığımı itiraf etmeliyim. Çünkü mayınlı bir tarlaya adım atmış bulunuyorum. Konu "güldürü kültürü", zekâ ve komedi sanatçısı Cem Yılmaz olunca, bu tereddütümde ne kadar halkı olduğum, özellikle son dönemin sanat tartışması gözönünde bulundurularak daha iyi anlaşılabilir. Belki bu sayfalar için biraz aykırı bir yaklaşım olacak (çünkü bu ekte daha çok övgü yazıları yayımlandı); ama sonuçta bir rahatsızlığı dile getirmenin bir hak olduğunu düşünüyorum.
Espri üretmek ve yapmakla ilgili sık sık tekrarlanan bir sav vardır: Espri yapmak, her ciddi, gayriciddi veya ciddiye alınan durumlardan espri malzemesi çıkarabilmek zekâ işidir; espri yeteneğine sahip insanlar zeki kişilerdir, denir. "Espri üreten", "espri tüketen"e hitap ettiğine göre, o espriyi anlayan ve ona gülen de (espri üreten kadar olmasa da) zeki olmalıdır ve biz böyle bir "güldürü kültürü"yle çevrelenmiş durumdayız.


Cem Yılmaz olabilmek

On yıl kadar oluyor ki Türkiye'nin bir espri/komedi/güldürü fenomeni var: Cem Yılmaz. (O kadar ki, birçok kişi, Cem Yılmaz olabilmek ve Cemyılmazvari espri yapabilmek için son zamanlarda birbiriyle yarış halinde.) Abartmak gibi olmasın, son yıllarda Türkiye bu sanatçıy(l)a gülüyor. Gazetelerde, dergilerde, televizyonların haber programlarında, radyolarda, reklamlarda o ve son olarak senaryosunu da kendisinin yazdığı ve başrolünde oynadığı "G.O.R.A."da o! Cem Yılmaz herhangi bir yerde görünmeyegörsün, makineye basılmışçasına birçok kişinin yüzünde "gayri ihtiyari" bir tebessüm... Sanatçı ağzını bir şey söylemek için açar açmaz karşısındakilerde kahkaha atmaya hazır bir bekleyiş. Bu "arazlı" durum herhalde herkesten çok Cem Yılmaz'ı rahatsız ediyor olmalı; ama tabi ki doğrusunu sanatçının kendisi bilir!
Gazetelerde, dergilerde sanatçıya yönelik yazılan "eleştiri" yazılarında, sanatçının Türkiye'nin hiç değilse kendi kulvarında gelmiş geçmiş en zeki insanı olduğu yazılıyor, esprilerinin çok zekice olduğu söyleniyor; doğrudur. O esprilerden anlayan kişilerin de zeki oldukları doğrudan dillendirilmiyorsa da ima yollu söyleniyor; bu da doğrudur. Ama ya birileri Cem Yılmaz esprilerine gül(e)müyorsa! Böyle bir olasılık sanırım birçok kişiye tuhaf geliyordur.
Peki ne yapıyor da Cem Yılmaz, zekâsını bu kadar parlak bir biçimde kullanıyor ve birçok kişinin kendi zekâsından kuşku duymasına neden oluyor? Sahneye çıkıyor, birçoğumuzun yaşadığı, bildiği, gördüğü hatta apaçık farkında olduğu abeslikleri anlatıyor; gülüyoruz. Aslında, Cem Yılmaz'a "gülmekten ölen" ve "gülemeyen" ve "gülmekten ölemeyen" birçok kişinin, aynı konuları konuştuğunu biliyoruz. Ama bu sıradan şeyler Cem Yılmaz'ın ağzından çıkınca bambaşka bir anlama bürün(dürül)üyor. Sanatçı bir şalvar giyiyor, ince bir bıyık bırakıyor, bacaklarına "'70 model" dar bir pantolon takıyor, bölgesel/yerel ağızla konuşuyor, ders kitaplarındaki tuhaflıkları anlatıyor gülüyoruz; çeşitli firmaların istediği/ısmarladığı formatta reklamlarda "halkımız"ı oynuyor, tüketici/izleyiciler iki büklüm, kahkahadan "yıkılıyo"! Yolda, okulda, evde, mecliste rahatlıkla savrulan küfürler, Cem Yılmaz tarafından milyonların yüzüne söylenince bir başka komik ve zekâvi oluyor! Sanatçı lüks içinde yaşadığını "bal tutan parmağını yalar" kabilinden ifade ediyor apaçık bir lisanla; "halkımız" bunda bile ince bir zekâ oyunu/esprisi bulup gülüyor!
Artık klasikleşmiş bir "topluma ayna tutmak" metaforu vardır hani. Cem Yılmaz da bir bakıma topluma ayna tutuyor. Aynayı izleyenler gülüyor. İzleyicilerin aynayı tutana mı, aynadaki kendisine mi güldüğü ise her zaman tam olarak anlaşılmıyor. Ama aynayı tutanın önemli olduğu açık biçimde ortada. Bununla beraber esas olarak güldürü unsurunun bizzat Cem Yılmaz olduğunu söylemek gerekir.
Cem Yılmaz, naçizane bana göre de oldukça zeki ve yaratıcı bir sanatçıdır. Bunun birçok göstergesi de mevcut. Bilindiği gibi "trend" vitrindir, pazarlamadır ve günümüz insanının zekâsı kendini en iyi pazarlamada ve pazarlama yöntemlerini yetkin bir şekilde kullanmasında gösterir. Hakkını yememek gerek, Cem Yılmaz, sanatçı yeteneğinin yanında, hem çok basit şeyleri bir nevi kolajlayarak insanların gözüne sokup onları güldürebildiği, hem de bu kurtlar pazarında kendine farklı bir alanda iyi bir pazar edindiği için de zekilik rüştünü kanıtlamış durumdadır.
Bununla beraber, asıl sorun/tartışmanın sahnede temsil edilen ama sahnenin dışında seyirci kalanlar arasında zuhur ettiğini belirtmek gerekir. Nitekim Cem Yılmaz olgusuna ilişkin olarak bir dikotomi oluşmuş durumda: Cemyılmazcılar ve Cemyılmazcıolmayanlar. Cemyılmazseverler ve Cemyılmazsevdiriciler tarafından Cem Yılmaz'ı takip etmemek, neredeyse bir "özr-ü zekâ" olarak telakki ediliyor. Bu sanatçıya ve esprilerine itibar etmeyenlerin kendi zekâlarından kuşku duymaları gerektiği telkin ediliyor adeta.

Cemyılmazcı olmayanlar...

"G.O.R.A." filmiyle bu bombardıman bir kez daha gündemde. Dikkat edin, bu filmi izlememiş ve izleyip de zevk almamışsanız, sanatseverliğiniz kuşkulu hale gelebilir. Hatta Cem Yılmaz'ın bu konuda (da) "hayran"larından daha soğukkanlı davranıyor olması sizi kurtaramayabilir. Öte yandan Cemyılmazcıolmayanlar, çekingen bir tavırla çeşitli "masum" gerekçeler bulmaya çalışarak salvoları geçiştirmenin yollarını arasalar da pek başarılı oldukları söylenemez. Siz muhtemelen Sadri Alışık'ı, 1970'lerin o ünlü Uzay Yolu dizisini tiye alan filmde; Cüneyt Arkın'ı aynı dönemin "ciddi-komedi"si "Dünyayı Kurtaran Adam" filmindeki kurtarıcı rolünde izlemişsinizdir. Ama bunun gibi rolleri Cem Yılmaz'ın zekasından izlemediyseniz, espri anlayışınız ve zekanız sorunlu demektir! Hele bir de şu son haftalarda bu espri/komedi türüne ilişkin olumsuz eleştiri hakkınızı kullanıyorsanız, sanattan/espriden anlamadığınız yönünde "eleştiri"lere de hazır olmalısınız! Ama yine de bir öneri olarak dile getirelim: Bir arkadaş meclisinde entelektüel birikiminizi kanıtlamak, zekanızı tescil ettirmek ve söyleyecek bir sözünüzün olduğunu göstermek istiyorsanız "G.O.R.A."ya da gitmeli, Cem Yılmaz'ın "talk show"larını da izlemeli, reklamlardaki tavırlarına da "katıla katıla" gülmelisiniz!



Comments



Post a comment




















Recommend ;)

Email this entry to:


Your email address:


Message (optional):


   

 

 


   

 

     

Everything (233)
How To Make a Manual Westy Tent
Metallica Featured On 'We All Love Ennio Morricone'
Metallica's Master of Puppets named most influential metal album
Kidman car crash footage
Top 100 Fonts

Life (103)
Oh My God! We are expecting a pumpkin!!!
Back!!!
What's Up?
Bad News: Google Adsense Account Disabled
Weekend Updates

Photos (66)
Güven Kıraç
Erkan Can
Sebnem Donmez (Opening Ceremony, 43rd Golden Orange Film Festival)
Faye Dunaway (Honourary Award, 43rd Antalya Golden Orange Film Festival)
Old Woman in Sirince

Tr (148)
Kardeşimi vurdular
Babaolmak.com
Ruh halimin güvercin tedirginliği
Bu film oldu, hissediyorum
Vatandaşın güzel tepkisi

Universe (132)
China's Internet Addiction
The Oscar Nominees
BLA.ST: Promotional Directory
Google to buy YouTube for $1.65 billion
Estate of the Day: A Metallica Mansion

Videos (4)
Guiness World Record for most T-Shirts worn at one time
New Metallica Song with Wrong Bass :)
Enormous Time-Waster: Sesame Street Video Clips
A Funny Tv Commercial From Berlitz

Yazarım... (istersem) (9)
Lord of The Ring
Fırtınadan Önce...
Makyajsız şehirler, ´sahici´ kişiler
Tommy Lee Jones Kovalamaktan Usanmıyor
Aman Tanrım! (Veya Aman! Jim Carrey)

     

     
     
 
   
 

welcome to movable type