Elektronik yazarlar
(Türker Alkan, 07.01.2005, Radikal)
Kuşku yok ki 'internet' denen şey, tarihin en önemli buluşlarından birisidir. 'Bilginin küreselleşmesidir' de denebilir. Bir çırpıda çok geniş bilgi kaynaklarına ulaşabiliyorsunuz, büyük bir yatırıma gerek kalmadan kendi elektronik gazetenizi çıkarıp sermayenin tekelini kırabiliyorsunuz, birkaç dakika içinde dünyanın öbür tarafındaki birinden mesaj alıp, mesaj gönderebiliyorsunuz...
Bundan 50 yıl önce bilimkurgu filmi çevirenlerin aklına bile gelmeyen gelişmeler bunlar. Teknolojinin ilerleme hızı ve yenilik potansiyeli, düş gücümüzün de ötesine gidiyor.
İnternetin yaşamımıza getirdiği yenilik, hem bilgi toplumunun oluşmasında, hem küreselleşmenin yeni aşamalar kat etmesinde hem de bireylerin özgürleşmesinde ve siyasal katılımın yaygınlaşmasında önemli gelişmeler sağlayacak diye alkışlandı. Bu beklentiler bir ölçüde gerçekleşti sanıyorum. Fakat, aynı zamanda internetin inanılmaz derecede çok mesajla yüklenmesi sonuçta ters etki yaratmadı mı dersiniz?
İnsanlar kendi sitelerini kuruyorlar, kendi mesajlarını önlerine gelen e-posta adreslerine gönderiyorlar, tam bir karmaşa yaşanıyor.
Bu durumdan birkaç senedir çok rahatsız oldum. Belki benim e-posta adresimin bu sütunda yayımlanmasının da etkisiyle, her gün yüzlerce mesaj almaya başladım. Çoğu beni ilgilendirmeyen, ilgilensem de okumaya vaktimin olmadığı mesajlar.
Okumayı bir tarafa bırakın, her gün o mesajların silinip e-posta kutumun boşaltılması bile bayağı bir zamanımı almaya başladı.
Bu arada en çok dikkatimi çeken şey, bizim toplumun ne kadar çok köşe yazarı yetiştirmeye eğilimli olduğudur. İnsanlar hiç üşenmiyor, oturup kafa patlatıp güzel güzel köşe yazıları yazarak hiç tanımadıkları (ve ilgilenip ilgilenmeyeceğini bilmedikleri) kişilerin e-mail adreslerine gönderiyorlar.
Şurası muhakkak ki, insanların duygu ve düşüncelerini ifade etmek için büyük bir arzuları var. Bazı inernet yazarlarının bir gün içinde bir düzine yazı yazıp gönderdiklerine tanık oldum!
O kadar yazıyı yazmak bir yana, oturup ciddi bir biçimde okumak bile bir sorun olmalı.
Sonunda e-posta kutumdaki kargaşa ve anarşi o boyutlara vardı ki, doğrudan doğruya bana hitap eden okur notlarını bulup okumak bile olanaksız hale geldi. Çareyi, bana çok sayıda mesaj gönderen siteleri arayıp, 'Lütfen artık mesaj göndermeyin, istemiyorum, baş edemiyorum' demekte buldum. Belki biraz kaba kaçtı, ama doğrusu başka çarem yoktu diye düşünüyorum.
Şimdi rahatladım, posta kutuma daha az ve üstesinden gelebileceğim kadar mesaj geliyor.
Gene de gelen mesajların hepsini, hatta az bir kısmını okumam mümkün değil, ama hiç olmazsa silmek için çok fazla zaman harcamıyorum.
İnternet iletişiminin ucuz ve kolay olması mesaj trafiğini alabildiğine artırıyor. Ama görebildiğim kadarıyla, bu artış, sağladığı 'özgürleşme' kadar 'kirlenmeye' de neden olmaktadır. İnternet ortamı, neden gönderildiği, ne işe yarayacağı, kime hitap ettiği belli olmayan binlerce mesajla dolup taşıyor. Sonuç olarak bu mesajlar okunabilir olmaktan çıkıyor, zaman ve kaynak kaybından başka bir şey ifade etmez oluyor.
İnternet elbette çok yeni bir iletişim ortamı.
Şu anda kullanımda sorunlar olması doğaldır.
Zamanla nasıl kullanmamız gerektiğini öğreneceğiz. Fakat şu anda kullanmayı pek beceremediğimiz bir araçla karşı karşıyayız sanıyorum.
Posted by Fikirbaz at January 8, 2005 12:24 AM
- Save This Page At Del.icio.us