Hasta görüntüleri

( Perihan Mağden; 03.03.2005, Radikal )

RTÜK'e 'Sosyopat Teşhirleme Evleri' ile ilgili şikâyetler yağıyormuş.
Bugün (benim çarşambalarım) Fatih Karaca bu evlerin TOPTAN yasaklanmasıyla ilgili bir açıklamada bulunacakmış. Bakalım göreceğiz.
Evler hem alabildiğine yararlıydı: Böyle, bir 'ahlakiçöküşmetre' işlevini yerine getiriyordu.
Postmortem Türklerde her nevi değer yargısından boşanmış olmanın, nasıl tezahür ettiğini izlemekteydik. Dehşet içinde.
Diyelim Kanal D'deki 'Anneleme Evi'nin normal çifti Sevimsiz İnatlaşmalar Kumkuması Öznur'la, kendisini alabildiğine yakışıklı bulan ve sonunda da bir Eşantiyon Romantik Prensleme olduğu ortaya çıkan İlker'in mükafat 'yarışma evi'ni alırız da, öbür taksitleri ödenen eve katarız da, fısır fısır, 3 aylık rezillik mukavemeti sonunda kazanacakları paracıklarla yapacaklarını, (aşk evliliği!) konuşmalarını izlemelisiniz!


Şimdi 'normal' çift bu. İkisi de üniversite mezunu olduğu için, oğlan mühendis olduğu için, akla gelebilecek her nevi bakliyatta sonsuz bir lafebeliği yapabildikleri için çok çok kıvançlı ve kendilerinden hoşnutlar! 'Dengeli' 'kazanan' unsurlar.
Nispeten 'normallerin' gözlerinde yanıp sönen dolar ışıkları. Mide bulandırıcı.
Bir de tabii bu evlerin asıl MOTORU olan 'borderline personality disorder' (sınır kişilik bozukluğu) vakaları var. Ki, bunlar bir kısmımızın nasıl gönüllü (yoldan gönüllü çıkma hali) nasıl sevinçli bir halde sosyopatlığa cümbür cemaat kayışını ve BUNLARI izleyenlerin, tüm bu yapılanlar edilenler, normalmiş/olabilirmiş/ edilebilirmiş vari katılımlarıyla, kitlesel bir sıyırtma halinin meşrulaştırılması zemini.
'Borderline' deyince psikolojiye vakıf olmayanlarınız basit bir sınır durumundan söz ettiğimizi sanmasınlar lütfen. Bu sınır nevrotiklikle psikotiklik arasındaki sınır ve nice vaka, evet o keskin bıçağın üstünde sosyopatlık elini artırarak çok tehlikeli bir yaygın rahatsızlıklık/hastalık durumunu sergilemekte.
Tüm bu yalancıları, manyakları, şerefsizleri, ahlaksızları, belkemiksizleri (sosyopatlık tüm bu 'özellikleri' tanımı gereği içerir) acayip özendirici ve el artırmaya teşvik edici yapısı bu yarışmaların, işleri iyice zıvanadan çıkardı.
Zira diyelim ben Semranım ve çocuk müsveddesi oğlu Ata'dan dozaşımına uğramış iken ve tüm bu Sosyopatlar Saçmalıyor hadisesinden sıtkım sıyrılmış iken; ucundan bucağından da olsa kendimi Kanal D'deki 'Göçmüşler Evi'nin iki ciddi vakası olan Günay hanımla oğlu Sabri'yi izlerken buldum.
Semranım Bayrampaşa'nın bağrından gelen bir Yeni Şehirli Türkler göçme vakası iken ve çok güngörmüş/çok sarayartığı/çok bilgican bir hanımefendi imitasyonuna, olanca enerjik nevrotikliğiyle sıvanmış iken; Günay hanım Doğulu bir öğretmen diyelim. O da bir 'Anadolu kadını' 'eğitimci' 'özü sözü bir' 'yüreği esasında sevgi dolu' iddialamalarının tersinden ve berbat 1 imitasyonu. Utandırıcı yoruculukta. Ondan utanmakta: yeminlerinden, atma tutmalarından, çevirtmelerinden yorgun düşüyorsunuz hakikaten. Oğlu da, kendi de nefes alır gibi yalan söylüyorlar ve
kendi sosyopatlık düzeylerinde olan Seval'i de gelin adaylayarak muhteşem manyaklıkta bir üçgen tutturdular. Tersinden başarıyla.
HarvardOxfordSütçüimam mezunu, dünyada eşi benzeri 3 tane daha olan, 4 yazlığı, 5 şofbeni, 2 saç kurutma makinesi, 8 el mikseri bulunan, üstün snob(!)çocuk Sabri mesela, kendisine dışarıdan gelen İhbar Mektubu'nun (yarışmadan 1 hafta önce dahi kafalamaya çalıştığı eski sevgilinin gönderdiği) bizzat kendisi tarafından ayar edilmiş Şeytani 1 Tezgâh, Müthiş 1 Medyatik Olma Planı olduğunu açıkladı diyelim! Üstelik 'Değil Türkiye'yi, dünyayı sarsma' umuduyla. (Kendi lafları.)
Tabii pabucuma anlat diyemiyoruz; zira sosyopatlar daima pabuçlara konuşur, hakiki göz temasları da kuramazlar.
Yani artık Sabri tarzı birtakım vahim sosyopatlar evlerinde bu yarışmalara çalışıyorlar.
Ki, mümkün olduğunca sinirlerimizle oynayıp mümkün olduğunca 'bakın bana! bakın bana!' yapabilsinler. Sonra da işte Semranım gibi sunucu olabileceklerinin, rezillik gösterisi başına 1000 dolar tokatlayabileceklerinin, Yeni Türk Deliler Kitabı'na girebileceklerinin
ham hayallerini kuruyorlar.
atv'deki Sıyırtmış Aileler'de diyelim İnanılmaz 1 Duygu Hanım varmış ki, ben Allah'a şükür kendisine hiç şahit olmadım. Birtakım veremlileri ekrana çıkarıp onların sağlıklarıyla daha da, daha da oynamaktan, onlar mütemadiyen öksürük krizlerine girip kan tükürdükçe alkışlamaktan hiçbir farkı yok bu yarışmaların.
Ruh hastalığı da bir hastalık türü işte. Üstelik veremin aksine ekranlardan da bulaşabiliyor ve birtakım naçar ruhları ahlaki bir ölümün eşiğine (milyonlarımızın gözleri önünde) getirebiliyor. Bitsinler, geride kalsınlar hakikaten.



Comments



Post a comment




















Recommend ;)

Email this entry to:


Your email address:


Message (optional):


   

 

 


   

 

     

Everything (233)
How To Make a Manual Westy Tent
Metallica Featured On 'We All Love Ennio Morricone'
Metallica's Master of Puppets named most influential metal album
Kidman car crash footage
Top 100 Fonts

Life (103)
Oh My God! We are expecting a pumpkin!!!
Back!!!
What's Up?
Bad News: Google Adsense Account Disabled
Weekend Updates

Photos (66)
Güven Kıraç
Erkan Can
Sebnem Donmez (Opening Ceremony, 43rd Golden Orange Film Festival)
Faye Dunaway (Honourary Award, 43rd Antalya Golden Orange Film Festival)
Old Woman in Sirince

Tr (148)
Kardeşimi vurdular
Babaolmak.com
Ruh halimin güvercin tedirginliği
Bu film oldu, hissediyorum
Vatandaşın güzel tepkisi

Universe (132)
China's Internet Addiction
The Oscar Nominees
BLA.ST: Promotional Directory
Google to buy YouTube for $1.65 billion
Estate of the Day: A Metallica Mansion

Videos (4)
Guiness World Record for most T-Shirts worn at one time
New Metallica Song with Wrong Bass :)
Enormous Time-Waster: Sesame Street Video Clips
A Funny Tv Commercial From Berlitz

Yazarım... (istersem) (9)
Lord of The Ring
Fırtınadan Önce...
Makyajsız şehirler, ´sahici´ kişiler
Tommy Lee Jones Kovalamaktan Usanmıyor
Aman Tanrım! (Veya Aman! Jim Carrey)

     

     
     
 
   
 

welcome to movable type