Some Kind Of Monster - Canavarın Geri Dönüşü
Yıllar sonra piyasaya çıkacak olan yeni Metallica albümünün hazırlanışını filme almak amacıyla başlayan çekimler sırasında film ekibi kendini bir anda dünyanın en güçlü rock gruplarından birini dağılma noktasına getiren krizlerin içinde bulur.
1992 yılında çektikleri Brother’s Keeper ve 1996 yılında günışığı gören Paradise Lost: The Child Mureders in Robin Hills belgeselleriyle film dünyasında isimlerini duyurmuş olan Joe Berlinger ve Bruce Sinofsky ikilisi, Paradise Lost filmlerinin fon müzikleri arasında bir Metallica parçasına yer vermek isteyince grupla tanışmış ve çalışmalarının beğenilmesi üzerine de grubun bir parçasını ücretsiz olarak filmlerinde kullanabilmiş. (Sadece parçanın telifi bütün filmin maliyetinden fazla olabilirdi.) O günden beri de Metallica ile irtibatı koparmayan ikili 2001 yılı başlarında şartların da olgunlaşmasıyla Metallica’yı yeni albümlerinin kayıtları esnasında görüntülemek üzere davet edilirler.
Bunu küçük bir proje olarak düşünen iki yönetmen de programlarını yapıp iki üç aylık bir çalışmanın ardından bir sonraki büyük projeleri üzerine yoğunlaşabileceklerini düşünerek bu daveti kabul ederler. Bu sırada bu “küçük” projenin yaklaşık üç yıl sürecek olan “bir sonraki büyük proje”lerinin ta kendisi oluvereceğinden haberleri yoktur.
Grupla birlikte stüdyoya girdiklerinde Metallica artık sadece üç kişidir. 14 yıllık basçıları Jason Newsted bazı fikir ayrılıklarını ve iletişim problemlerini ileri sürerek gruptan ayrılmıştır. İki yönetmen kayıt aşamasında basçısız kalan üçlünün yanında iki yeni kişiyle tanışır: Uzun zamandır grubun yapımcılığını üstelenen ve yeni albümün kayıtları sırasında yapımcılığın yanı sıra bas çalacak olan Bob Rock ve grubun menajerlik şirketi tarafından grubun iç sorunlarının çözümünde gruba yardımcı olması için tutulan terapist, psikolog Phil Towle. Phil Towle grubun ve iki yönetmenin geleceğinde önemli bir yer tutacaktır.
Çalışmalar başladığında çekimin büyük kısmını grubun Phil Towle ile yaptığı terapiler oluşturmaya başlar. Uzun konuşmalar; günah çıkarmalar; karşılıklı suçlamalar; sorulan sorular ve bunun sonucunda başlayan kendini sorgulama süreçleri... Terapi yapılan masanın çevresinden kalkıp da müzik aletlerinin başına geçildiğinde de her zamankinden farklı bir işleyiş göze çarpar; ellerinde hazır bir şarkı yoktur. Yapımcılarının ve grubun ortak kararıyla hiç hazırlıksız girmişlerdir stüdyoya; verilen karar bütün albümün A’dan Z’ye stüdyoda hep birlikte içiçe bir iletişim ortamında hazırlanması öngörülmektedir. (Ki bu zamana dek albümlerin en son kayıt aşamasına kadarki en büyük kısmı grubun lokomotifleri James Hetfield ve Lars Ulrich tarafından başkalarının gözlerinden ırak şekilde hazırlanmaktadır) Bütün bu değişiklik ve terapilerin sonucunda grup gittikçe gerilir ve bu gerilim ciddi kırılmalara yol açar.
Film ekibi çekim için bir sabah stüdyoya geldiklerinde grubun lideri ve Lars Ulrich’le birlikte kurucusu James Hetfield’in alkol ve madde bağımlılığı sebebiyle bir rehabilitasyon merkezinde tedaviye başladığını öğrenirler. Yeni albümün kayıtları gibi film çekimi de süresiz askıya alınmıştır. Hetfield’in gruba ne zaman geri döneceği, hatta dönüp dönmeyeceği bile belli değildir.
Başlangıçta sadece bir kaç hafta olarak öngörülen tatil önce bir kaç ayı bulur; ardından kiralanan stüdyo boşaltılır; haftalar haftaları kovalar. Sadece film ekibi değil, grubun geride kalan elemanları da önlerindeki günlere kaygıyla bakmaya başlarlar. Herşey bitmiş midir? Film ekibi herşeye rağmen umutlarını koruyabildiği anlarda grubun kalan elemanlarıyla çekimlere devam eder ama bu çekimler esnasında da kameralar tarafından kaydedilen en önemli şey geleceğe yönelik soru işaretleridir.
Derken bir gün – neredeyse bir yıl sonra – James geri döner; arınmış ve yenilenmiş bir halde grup arkadaşlarıyla buluşur; bütün grup elemanlarının bulunduğu terapiler yeniden başlar, günah çıkarma seansları, eteklerdeki taşların terapist gözetiminde dökülmesi –veya birbinine fırlatılması- beraberinde daha fazla anlayışı ve etkili iletişimi getirir. Doktorların izin verdiği ölçüde kısa sürelerle stüdyoda çalışmalara da başlanır ki bu kısıtlamalar yepyeni gerginliklere yol açar. Bu esnada kameraların her an grubun burnunun dibinde oluşu da sorgulanır. “Film çekimlerine devam edilmeli mi? Bu kadar çıplak bir halde dış dünyaya yansımak istiyor muyuz?” Soruları gündeme geldiğinde o güne kadar yapılan çekimlerden oluşturulmuş bir kaba montaj gruba seyrettirilir. Sonuç iki yönetmenin beklemediği kadar olumludur. Grubun yaşadığı en büyük krize tanıklık eden kameraların çalışmaya devam etmesine karar verilir; bu da yetmez ufak bir stüdyo belgeseli yerine başlı başına büyük bir projeye dönüşür film. Maliyetini ise grup cepten karşılayacaktır.
Böylece Metallica: Some Kind of Monster evrilerek uzun metrajlı bir film projesi haline gelir ve takip eden aylar boyunca grup üyelerinin geçirdiği evrim kadar uyuyan canavar Metallica’nın da dirilişinin belgeseli olur. Sadece yeni bir albümün doğuşuna tanık olmaz, eski bir grubun da yeniden doğuşunu gün gün kaydeder; albümün tamamlanışının; gruba yeni bir bas gitarist alınışının (basçı adaylarıyla yapılan görüşmelerin yanı sıra seçilen Robert Trujillo ile yapılan ücret görüşmeleri de filmde izlenebilir) ve yeni albümün piyasaya çıkışının günlüğü film ekibi tarafından tutulur.
Amerika’da vizyonda, Avrupa’da da bir çok uluslararası festivalde seyirci önüne çıkan ve hem seyircilerden hem de festival jürilerinden olumlu notlar alan film, Ocak ayı sonunda tüm dünyada saatlerce ekstra görüntü eklenerek DVD olarak da yayınlandı. Bizim yapabileceğimiz ise Nisan ayındaki Uluslararası İstanbul Film Festivali’ni veyahut DVD’nin Türkiye’de yayınlanacağı tarihi beklemek. O gün geldiğinde neredeyse 25 yıllık bir canavar’ın yıkılmaktan nasıl son anda kutulduğuna tanık olacak, sadece müziğini dinlediğimiz bir fabrika’nın kapılarının ardında yaşanan fırtınaları seyredeceğiz.
21 Şubat 2005 - Studyoimge.com
Posted by Fikirbaz at March 3, 2005 06:53 PM
- Save This Page At Del.icio.us