Kimse otomobil kullanmazsa karda sıkıntı da yaşanmaz!
( İsmet Berkan, 27 Ocak 2006, Radikal )
Etrafımda herkes İstanbul'da bu kez belediyenin iyi çalıştığına ve karla iyi mücadele ettiğine dair bir inanç içinde. Bense tersini söylüyorum ama kimseye kendimi anlatamıyorum.
Diyorlar ki, bütün ana yollar (nedense 'ana arter' diyorlar, hepimiz damar cerrahıymışız gibi, bir de sanki 'yan arter' olurmuş gibi...) açıkmış. Geçmiş yıllarda olduğu gibi trafik sıkışmaları olmamış, İstanbullu yollarda kalmamış.
Evet bütün bunlar doğru. Ne TEM ne de E5 tıkandı bu sefer. Yollar temizlenmiş, köprü ve viyadükler buzlanmaya karşı kimyasal madde ve tuzla kaplanmıştı.
Tamam da, bütün bunlar karla mücadelenin 'başarıldığı' anlamına gelmiyor ki...
Bir kere İstanbul'da bütün okullar tatildi, üniversiteler dahil. İkincisi, özel otomobil sahiplerininin yüzde 90'ı otomobillerini çıkarmadı veya park ettikleri yerden ÇIKARAMADI. Buna taksiler de dahil.
Peki, trafikteki araç sayısı bu denli dramatik biçimde düşünce, elbette kaza sayısı da azaldı, trafik sıkışıklığı da yaşanmadı.
İyi güzel de, İstanbullular işlerine güçlerine nasıl gittiler?
İşte zurnanın zırt dediği yer burası. Ben cevabını vereyim: GİT-ME-Dİ-LER.
Evet, İstanbul bir haftadır tatilde!
Benim bildiğim, belediyenin karla mücadelede başarılı olması demek, sadece vatandaşların karda yollarda çile çekmemesi demek değildir. Mücadelede başarılı olmanın esas ölçütü, şehrin ekonomik hayatının, üretkenliğinin vs. hasar görmemesi, karlı günlerde de kesintisiz devam etmesidir.
Bakın, biz gazetede her gün çalıştık. Allah için bütün elemanlarımız rahatça gazeteye geldi ve gitti. Ama biz bile çalışma saatlerimizi azalttık, akşam servis araçlarımızı gazeteden erken çıkarttık.
Bu, bizim erişebildiğimiz bütün şirketlerde de aynen böyle uygulandı. Pek çok kurum ve kuruluş ya minimum elemanla çalıştı veya tatil etti. Çalışanlar erken paydos etti, yerlerine nöbetçiler bırakıldı.
Şehirde alışveriş yapılmadı bu bir haftada.
Büyük alışveriş merkezlerine giren çıkan insan sayısında dramatik düşüşler yaşandı. Çoğu esnaf ya dükkânını hiç açmadı ya da açtıysa da erken kapatıp gitti, günler siftahsız bitti.
Uzun lafın kısası, evet medya çok şikâyet etmedi, evet vatandaşın sokağa çıkmaya kalkışanı fazla çile çekmedi ama ezici çoğunluk aslında tatil yaptı, evde oturdu!
Oysa, az önce de söylediğim gibi, belediyenin başarısını çile çekmemekle değil, şehrin normal hayatını sürdürmesiyle ölçmemiz gerek.
Şimdi karşımdaki pencereden TEM'e bakıyorum, yolun Edirne istikametinden birkaç dakikadan beri araç geçmiyor. Şehir yönüne ise çok ama çook seyrek bir trafik var, dakikada 12 araç geçtiğini saydım şimdi. (Saat 16.55)
Ben bu denli az trafiği en son 2001 krizi sırasında görmüştüm, o zaman bile bundan fazla araç geçiyordu TEM'den.
Kimdi o bakan, 'Okullar olmasa maarifi ne güzel idare ederim' diyen... Aynen o durumdayız, İstanbullular olmasa İstanbul'u idare etmekten kolayı var mı?
Posted by Fikirbaz at January 27, 2006 02:25 PM
- Save This Page At Del.icio.us