Önyargı aklı esir alınca...

(İsmet Berkan, 29 Nisan 2006, Radikal)

Her sabah saat 11.00'de bir haber toplantısı yapıyoruz. Sonra saat 14.30'da biraz daha dar bir kadroyla bir kez daha toplanıyor, haberleri konuşuyoruz.
Sabah 11.00'deki toplantının amacı çıkmış olan gazete ve diğer gazeteler üzerinde konuşmak, kendi gazetemizi eleştirmek, gazetemizdeki eksik haberlerin neden eksik olduğunu konuşmak ve çareler üretmek.
Tabii bunların yanı sıra günün haberlerini, servislerimizin hazırladığı gündemleri vs. de konuşuyoruz, aklımıza gelen veya gözümüze takılan haberleri de sipariş ediyoruz.
İkinci toplantımızın amacı gazetenin birinci sayfasına karar vermek ve sayfayı oluşturmak. Genellikle 14.30'da oturduğumuz masadan sayfa çizilmiş olarak saat 16.00 dolaylarında kalkıyoruz.
Saat 16.00'da masadan kalkmakla iş bitmiyor elbet, haberler akmaya, olaylar gelişmeye devam ediyor, bunlarla da anbean ilgileniyor, az önce yaptığımız sayfayı daha bitmeden değiştirmeye başlıyoruz.
Gündelik bu rutin içinde binlerce potansiyel hata da meydana geliyor. Bu hataların bir bölümünü arkadaşlarımız tecrübeleri sayesinde daha doğmadan önlüyorlar, bir bölümü bizim sistematik kontrol mekanizmalarımıza takılıyor, bir bölümü ise tamamen tesadüfen yakalanıyor. Gazetede hata yapılmaz diye bir şey yok, yapılır, biz mümkün olduğunca hatasız bir ürünü önünüze sunmaya çalışıyoruz.
Tabii, gazetede çalışıp sonsuz bir dikkate ve titizliğe sahip olup hataları sıfırlamayı denemek mümkün ama yine de bir hata çeşidi var ki, ondan kaynaklanan yanlışlıkları yakalamaya da, düzeltmeye de imkân yok.
O hata çeşidinin adı önyargı!


Eğer kendimize karşı yeterince samimiysek önyargılarımızdan kurtulmaya çalışabiliriz, belki başarılı da oluruz ama önyargılara sahipsek, onların bize yaptırttığı hatalardan kurtulamayız.
Bu çeşit hataların bence affı da yok.
Ne kadar özür dilerseniz dileyin, hatanızın kaynağı önyargılarınızsa, özrünüzün kabul edilme ihtimali o kadar az bence.
* * *
Önceki gün 14.30'da toplantı masasına oturduğumuzda benim aklımda bir manşet haber vardı zaten; CHP lideri Deniz Baykal'ın başlattığı terörle mücadele yasa tasarısıyla ilgili polemik!
Ama toplantı masasında dinlediğimiz bir haber bu manşetin yerini aldı. Habere göre Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, İstanbul'da yapılan Dünya İş Kadınları Zirvesi'nde yaptığı konuşmada adını vermeden türban sorununa değinmiş ve üniversite çağındaki kızların okula gitmesinin önünde bir engel olarak gördüğü bu sorunu 'ayrımcılık örneği' olarak nitelemişti.
Eh, hazır son birkaç gündür türban tartışması da sürüyordu, Emine Erdoğan'ın bu konuşmasını manşete çıkartabilirdik.
Bu manşete itiraz eden arkadaşlarımız oldu, itiraf edeyim, haberde ben ısrarcı oldum ve sonunda 'Türban tartışmasına Emine hanım da girdi' manşetini sayfaya yerleştirdik.
Buraya kadar olan biten, katıksız önyargılarımızın başta benimki olmak üzere aklımızı esir almasıydı. Sonrası ise tam bir akıl tutulması. Netice olarak Radikal bu manşetle çıktı, ben de zaten türbanı yazacaktım, Emine Erdoğan'ın bu konuşmasından hareketle paragraflar da ekledim yazıma.
* * *
Sabah diğer gazetelerin hiçbirinin haberi bu açıdan görmediğini fark etmek ilk uyarıydı. Ardından bizim gazetedeki haberi okudum, hayır bizdeki haber bile manşeti desteklemiyordu.
Daha ilk dakikada yapmam gerekeni en son yaptım, Emine Erdoğan'ın konuşmasının tam metnini buldum ve okudum. Hayır, Emine Erdoğan konuşmasının hiçbir yerinde türban tartışmasına falan girmiyordu, bazı yerleri çok zorlarsanız konuyu türbana çekebilirdiniz belki ama hayır, konuşma bu konuda değildi.
İşte o an başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Çünkü Emine Erdoğan'ın konuşması ne Radikal'in manşetinde ne de benim yazımda anlatılan türde bir konuşma değildi, hatta tam tersine gayet güzel, desteklenmesi gereken bir konuşmaydı.
Bakın, o konuşmadan bir bölümü aktarmak istiyorum:
"Bugün Anayasamızda da, Medeni Kanunumuzda da cinsiyet ayrımcılığı reddedilmekte, yasaklanmaktadır. Kadın ve erkek, dini, dili, ırkı, rengi ya da dünya görüşü, kılık-kıyafeti ne olursa olsun kanun önünde eşit sayılmaktadır.
Ancak bunun hayata yansımasında sorun olduğunu hepimiz biliyoruz.
Evrensel beyannameler, uluslararası sözleşmeler, anayasalar ya da yasalarla ayrımcılığın ortadan kalkmadığını tespit etmek durumundayız.
Öyleyse sorunun kaynağına inmek zorundayız. Orada karşılaşacağımız gerçek, sosyoekonomik engeller olduğu kadar 'kültürel körlük' dediğim önyargı hastalığı da olacaktır.
İşte mücadelemizin zeminini asıl bu hastalıkları ortadan kaldırmaya kaydırmalıyız."
* * *
Evet, önyargı hastalığı. Maalesef ben de aynı hastalıktan mustaripmişim demek ki...



Comments



Post a comment




















Recommend ;)

Email this entry to:


Your email address:


Message (optional):


   

 

 


   

 

     

Everything (233)
How To Make a Manual Westy Tent
Metallica Featured On 'We All Love Ennio Morricone'
Metallica's Master of Puppets named most influential metal album
Kidman car crash footage
Top 100 Fonts

Life (103)
Oh My God! We are expecting a pumpkin!!!
Back!!!
What's Up?
Bad News: Google Adsense Account Disabled
Weekend Updates

Photos (66)
Güven Kıraç
Erkan Can
Sebnem Donmez (Opening Ceremony, 43rd Golden Orange Film Festival)
Faye Dunaway (Honourary Award, 43rd Antalya Golden Orange Film Festival)
Old Woman in Sirince

Tr (148)
Kardeşimi vurdular
Babaolmak.com
Ruh halimin güvercin tedirginliği
Bu film oldu, hissediyorum
Vatandaşın güzel tepkisi

Universe (132)
China's Internet Addiction
The Oscar Nominees
BLA.ST: Promotional Directory
Google to buy YouTube for $1.65 billion
Estate of the Day: A Metallica Mansion

Videos (4)
Guiness World Record for most T-Shirts worn at one time
New Metallica Song with Wrong Bass :)
Enormous Time-Waster: Sesame Street Video Clips
A Funny Tv Commercial From Berlitz

Yazarım... (istersem) (9)
Lord of The Ring
Fırtınadan Önce...
Makyajsız şehirler, ´sahici´ kişiler
Tommy Lee Jones Kovalamaktan Usanmıyor
Aman Tanrım! (Veya Aman! Jim Carrey)

     

     
     
 
   
 

welcome to movable type