September 20, 2006


Estate of the Day: A Metallica Mansion

Metallica guitarist Kirk Hammet is the one with a great taste. He has several collections and some cool hobbies. Anyway, I knew about his ranch, horses etc. but I found about this mansion today. Looks great.

Check it out...





Sibel Kekilli

Sibel Kekilli
Sibel Kekilli, originally uploaded by fikirbaz.




September 18, 2006


Photos From Golden Orange Film Festival

This week I am in Antalya to watch 43rd Antalya Golden Orange Film Festival & 2nd Eurasia Film Festival. The official web site of the festival is: English, Turkish...

Although I am posting some of the photos I took in fikirbaz.com, I uploaded more to a Flickr Set that you can view from this link... Enjoy, more will be added soon ;)




September 17, 2006


Sebnem Donmez (Opening Ceremony, 43rd Golden Orange Film Festival)

sebnem_donmez.jpg





EarthWallpapers.Org

EarthWallpapers.Org is a collection of desktop wallpapers created from Google Maps. The site claims no ownership of any of the images. They say that all they do is to "share". You can also suggest locations.

Eartwallpapers.org





Learn How To Make Beard With Photoshop

If you haven't already, you will at some point in your design career be forced to composite hair or fur into a project. The specific reason isn't important. But how are you going to do it? Use a plugin? Not any of the ones I've seen. Copy and paste hair from another image? Too much of a pain, what with the complex masking and color matching. So what will you do, paint the hair follicle by follicle? Absolutely. But it isn't anywhere near as time-consuming as it sounds. With the tools available in the Photoshop 7 Paint Engine, you can generate hair and fur with as much detail as you like in almost no time at all.

Click to read the whole article...





No Sex To Gangsters in Colombia

Gang members in one of Colombia's most violent cities face an ultimatum: give up guns or give up sex. In what is being called a "strike of crossed legs", supported by the Pereira mayor's office, the wives and girlfriends of gang members have said they will not have sex with their partners until they vow to give up violence.

"We want them to know that violence is not sexy," said Jennifer Bayer, 18, the girlfriend of a gang member. She and at least two dozen other women have said the sex strike will continue until their men hand over their weapons to authorities and sign up for vocational training offered by the mayor's office.

Read it all...





1st Turkish Juggling Convention

I am planning to go to Sundance - Tekirova, Antalya Turkey in October. Between 5-8th of October there will be 1st Turkish Juggling Convention in Sundance / Antalya. Although I got nothing to do with juggling I am planning to take photos, swim & camp. Yep, we will be going there with my Type 2. ;)

- Turkish Juggling Convention
- Sundance Camp





Faye Dunaway (Honourary Award, 43rd Antalya Golden Orange Film Festival)

faye_dunaway1.jpg




September 08, 2006


See what Google Talk users are listening to...

With Google Music Trends you can learn what do the Google Talk users listen. And you can even sort the songs and groups by genre.

Here is the link...

And guess whose songs are most listened in Heavy Metal genre ;)




September 06, 2006


Multi-Level Marketing (MLM)

I was looking for some info on Multi-Level Marketing this afternoon. (I saw the term on a "about us" page in a networking site; they were saying, "no multi-level marketing, no spam blah blah blah...) Anyway, there are lots of sources about MLM; here are some descriptions and articles...

Once upon a time, multi-level marketing was a legitimate business which provided a way for small companies to get their unique products to consumers in small towns and rural areas which had no access to these products. At this time, the products sold themselves, and the multi-level aspect was a way of giving a small reward to those who had worked hard to build the organization. But the focus was always on the product.
Click to read it all

And this is from Wikipedia:
In a typical multi-level marketing or network marketing arrangement, individuals associate with a parent company as an independent contractor and are compensated based on their sales of products or service, as well as the sales achieved by those they bring into the business.

In a legitimate MLM company, commissions are earned only on sales of the company's products. No money may be earned from recruiting alone ("sign-up fees"). Some less legitimate companies produce revenues primarily by attracting new participants or selling them marketing services, as opposed to selling actual products. One must analyze the compensation plan to determine whether participants are paid from actual sales to customers and not from new-recruit bonuses or business support sales.
Click to read it all




September 05, 2006


Vatandaşın güzel tepkisi

Linç girişimlerini, milli hassasiyetleri kabarmış yurttaşların gerekli ve güzel girişimleri olarak algılayan, onları anlayışla karşıladıklarını ifade eden kamu görevlisi, politikacı, basın mensubu, avukat ve sıradan vatandaştan oluşan önemli bir topluluk var bugün Türkiye'de

(Ahmet İnsel, Radikal 2, 03.09.2006)

Artık linç girişimi haberleri de sıradanlaştı. Nerede kendine göre aykırı bir ses duysa, bir afiş görse, o sesin sahiplerini, o afişi elinde tutanları başları hemen ezilmesi gereken yılanlar olarak gören hatırı sayılır kalabalıkta bir vatandaş güruhu var. Bunlar, 30 Ağustos töreni sırasında, Türkiye'nin Lübnan'a asker yollama girişimini protesto eden dört genci, orada polis müdahale etmese ağır biçimde dövüp belki öldüreceklerdi. Bağıranların ne dediklerini anlama çabasını bir nebze olsun göstermeden, belki çaba gösterse anlama yetisi de olmayan bir makbul vatandaş kitlesi, "vurun kahpeye!" sesini duyar duymaz şehvete geliyor.
30 Ağustos kutlamalarında "İsrail askeri olmayacağız" pankartını ve atılan benzeri sloganları PKK yanlısı gösteri zannetme basireti gösteren yurttaşlarımızı şimdilik bir kenara koyalım. İstanbul Emniyet Müdürü olan sayın zat Milliyet gazetesinde yer alan açıklamasında, makbul vatandaşların elde taş ve sopa, gereğinde satır ve bıçak, her türlü aykırı söz ve girişime karşı saldırmak için bindirilmiş hazır kuvvete dönüşmesini övdü. Eylemcilerin PKK ile bağlantısı olmadığını belirttikten sonra, "Bu tipteki kişilere tepki var. Vatandaş pankartı açtırmamış. Vatandaşımız gerekli tepkiyi gösterdi. Güzel bir tepki vatandaşımızın tepkisi" dedi. Biber gazı kullanarak polisin zar zor engellediği linç girişimini, "vatandaşımızın gerekli ve güzel tepkisi" olarak gören bir İstanbul Emniyet Müdürünün yönetiminde güvenlik içinde yaşıyoruz. Bundan sonra herkesin tipine dikkat etmesi ve gereksiz linç girişimlerine maruz kalmaması için, "bu tip"in nasıl bir tip olduğunu daha açık biçimde ifade etmesini kendisinden bekliyoruz.


Maruz kalan suçlu
Gelelim linç edilmesi güzel olan eyleme. Söz konusu dört genç belki Türkiye toplumunda çoğunluğun sesini, biraz yanlış bir ifadeyle temsil ediyorlar. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, ana muhalefet partisi ve diğer muhalefet partilerinin, AKP içinde bazı milletvekilerinin karşı çıktıkları bir yurtdışına asker yollama girişimini protesto eden dört gence karşı linç teşebbüsünü "güzel ve gerekli" buluyor bu sayın güvenlik sorumlusu. Artık daha aykırı bir girişimde bulunanlar için neler düşündüğünü tahmin edebiliriz. Sokakta fikrini bağımsız biçimde ifade etmeyi "kamu düzenini tehlikeli biçimde bozma" olarak anlayan bir totaliter zihniyet kalıntısı Türkiye'de hâlâ hakim.
Trabzon'da F tipi cezaevlerine karşı bildiri dağıtan TAYAD üyelerinin makbul Türk yurttaşları tarafından gene PKK'lı oldukları gerekçesiyle linç edilmesi girişimi sonrasında, o ilin güvenlik sorumlularının söyledikleriyle İstanbul Emniyet Müdürü'nün sözleri arasında bir fark yok. Emniyet ve asayişten sorumlu devlet görevlilerinin, her türlü aykırı sese ne olduğunu bilmeden sille tokat girişen bu asabi yurttaşların sürekli yanında yer almasının örneklerini çoğaltmak mümkün. Linç girişiminde bulunanları değil, linç girişimine maruz kalanları suçlu gören bu zihniyet için, linç edilmeleri yasal olmasa da, kamu vicdanı nezdinde meşru olan "bu tipte insanlar" var bu toplumda. Ama bu zata haksızlık etmeyelim. Mecliste protesto pankartı açan gençler hakkında, daha yakın bir tarihte ölüm cezası talebiyle dava açılabilen bir ülkedeyiz. On yılda değişen en önemli şey, bugün artık böyle bir tedhiş eylemi için ölüm cezası talep etmenin mümkün olmadığı. Savcı, maalesef müebbet hapisle yetinmek zorunda kalıyor. Ama ölüm cezasının kalkmasıyla linç teşebbüslerinin artması arasındaki ilişki insanı düşündürmüyor değil.
Konya'nın Bozkır ilçesinde de geçtiğimiz günlerde bir linç girişimi yaşandı. Biri Kürt kökenli olan iki emekçi grubu arasında elektrik kullanım sırasından çıkan ihtilafın, Bozkır merkezdeki makbul yurttaşlar tarafından PKK karşıtı eyleme dönüştürülmesinin ardından, ilçede çalışan 26 Kürt kökenli aile gizlice ilçe dışına kaçırıldı. Bundan birkaç ay önce bu kez İzmir Kemalpaşa'nın Bağyurdu köyünde yaşananların kopyası bu kez Konya'da yaşandı. Önümüzdeki günlerde Karadeniz'de, Mersin'de veya Trakya'da yaşanmaması için bir neden yok. Kürt kökenli yurttaşlarla diğer yurttaşlar arasındaki bireysel veya toplu ihtilafların PKK karşıtı eyleme ve Kürt kökenlilerin "terörist" ilan edilmesine yol açan bu linç girişimlerini, milli hassasiyetleri kabarmış yurttaşların "gerekli ve güzel" girişimleri olarak algılayan, bunlara sevecenlikle baktığını göstermemeye çalışarak, onları anlayışla karşıladıklarını ifade eden kamu görevlisi, politikacı, basın mensubu, avukat ve sıradan vatandaştan oluşan önemli bir topluluk var bugün Türkiye'de.

Liberal bunlar
Bu topluluk için, kendinin doğru bildiği dışında çıkan her aykırı ses "entel-aydın-liboş-bölücü-anarşist" olarak başı ezilmeye mahkumdur. Tek bir kelime gibi okunması gereken bu iltifat dizinindeki yenilik, geçmişteki "komünist" suçlamasının yerini bugün "liberal"in almasıdır.
Geçtiğimiz haftalarda Marmara Adasında deniz otobüsü bilet kuyruğunda şahit olduğum çok küçük bir olay, 70'li yılların "komünist ve dahi anarşist" kalıbının günümüz Türkiye insanının kafasında yaşadığı dönüşümü sanırım yeteri berraklıkta ele veriyor. Kesilen biletin öğrenci indirimli olmaması üzerine, -sanırım kendileri rezervasyon sırasında öğrenci indirimi talep etmeyi ihmal etmişler-, gişe sorumlusu ile tartışan iki öğrencinin ardından, gişe memuresi ile bir olup, "İşte bunlar okuyup adam olacaklar, yazıklar olsun" korosu başlatan orta yaşlı yurttaşlarımızdan biri, kendinden emin bir sesle "Ne olacak, liberal bunlar, liberal" diye bağırdı. 1970 sonlarında aynı durumda "anarşist" diye haykıran sesti bu. Herhalde iki öğrenci biraz daha taşkınlık gösterselerdi, bugün liberal ve PKK'lı oldukları bahanesiyle dayak da yerlerdi. Söz konusu iki öğrenci ise, cep telefonu, maç ve "ay, inanmıyorum!" muhabbetleri dışındaki taraklarda bez dokudukları izlenimi vermiyorlardı. Ama her an patlamaya hazır o makbul vatandaş için dün anarşist, bugün liberaldiler. Daha sonra, aynı vatandaş grubu gişenin arkasındaki memure ile bu kez bozuk para yüzünden dakikalarca karşılıklı bağrışmaya başlayıp, "Sen benim kim olduğumu biliyor musun" türünden tehditlerle "liberal" öğrencilere karşı oluşan ulusal ittifakı bozdular. Bu da, diğerinin yanına koymayı ihmal etmememiz gereken başka bir Türkiye gerçeği.
Anarşisti, komünisti, bölücüsü, liberali, enteli, teröristi, aydını ile bu ülkeyi parçalamaya çalışanlara karşı göğsünü siper eden, bunlara karşı "güzel bir tepki göstermek" için fırsat kollayan, bunu yaparken de yalnız olmadığını ve yaptığının iyice görüldüğünü gözucuyla kontrol eden bu makbul vatandaşlarla iftihar ediyoruz. Sosyalistleri, demokratları ve dahi AB'cileri de o lanetli dizine ilave edecekleri günler yakındır.




Barış Sivildir!

Şimdi devletin o gönüllü müsteşarları, hobici savaş stratejistleri, menfaat muhasebecileri neredeyse 'Ordular! İlk hedefiniz Lübnan! İleri!' diye haykırıyor

(Yıldırım Türker, Radikal 2, 03.09.2006 )

Bugün Ahmet İnsel'in yazısını atlamayın. Lübnan'a asker gönderelim mi göndermeyelim mi, savaş bitti mi, yoksa bizi de bulaştırabilirler mi tartışmasına durmuşken ülkemizde nicedir bütün vahşetiyle sürmekte olan seferberlik halini fevkalade anlatıyor.
Linç burcundan çıkamıyoruz. Sokaktaki o "öfkeli kalabalık", sırtının gizliden ya da açıkca sıvazlandığını bilmenin verdiği kaygısız gururla ikide bir 'hain' denilen kimi insanları linçe kalkışıyor. Bu olaylar karşısında millet olarak duyduğumuz infial yetersiz kalıyor, yükselttiğimiz ses işitilir olamıyor ki linç girişimleri tekrarlanıyor, linççiler cezalandırılmadığı gibi linç mağdurları sıkı bir gözaltı serüveninden geçip sertçe tembih ediliyor.
Gazetemizde İsmail Saymaz'ın haberinden okuduk. 30 Ağustos'ta 'İsrailin askeri olmayacağız' pankartı açan gençlerin başına gelenleri. Rüya Kurtuluş anlatıyor: Bir çevik kuvvet polisi boynuna sarılmış. "Polis, 'Bu vatan haini' deyip fırlattı. Beş polisin içine düştüm. O sırada halk beni yuhalamaya başladı. O ana kadar bir tepki yoktu." Gençler, polisin kendilerini 'öfkeli kalabalık'ın içine attığını, halkı üzerlerine saldırttığını, kurtaracağına kaçmaya çalıştıkça onları kalabalığa ittiğini anlatıyor.


Bununla bitse; bunun üstüne Terörle Mücadele Şubesi'ne götürülüp orada da ağır bir dayak yemeleri de cabası.
Kimi liberal kalemlerin Lübnan'a asker gönderilme kararını protesto edenlere karşı soğukkanlılıklarını yitirerek şirretleştikleri görülüyor. Onların bu linç ikliminin oluşmasında ne büyük katkıları olduğunu biliyoruz. Daha önce de onları ellerini kirletmeyen gerçek milliyetçiler olarak tanımlamışız:
Bu toprakların düşünce tarihinde belirleyici olan, kendini sunma konusunda zamanlama-katmanlanma farklılıkları olmakla beraber hemen her görüşün saçağı altında buluşuverdiği milliyetçilik inşaatıdır. Açıkça ırkçı faşist söylemin dolayında örgütlenenlerin karşısında hep onları insanlığa davet eden 'gerçek milliyetçiler' olur. Onların da milli menfaatler konusundaki kaygılarının dışavurumu pek farklı değildir. O 'gerçek, insani milliyetçiler', o menfaatlerin tehlikede olduğunu sezdiğinde meydanı usulca diğerlerine bırakır. Daha vahşi, daha gözü kara olanlara boyun eğme, onların suyuna gidecek tavra bürünme konusunda bu kadar ustalıklı bir halk daha bulabilmek epey güçtür. Milliyetçiliğin, bir zamanlar şirin bir reklam kampanyasıyla üretilmiş sıfatıyla, 'pozitif' olanı, faşizmin kıyıcılığına, toplu mezarlar ortaya çıkana dek göz yumanlarınkidir. Onlar, suikastçı bir ülkücü tim olsa da Türk'e dokunulduğunda içi yanıp kıyamet koparanlardır. Onlar, Kürt meselesini, Türk ve Kürt milliyetçiliğinin çatışması olarak özetleyip tarafsız kaldığını ilan edenlerdir. Onlar, on yıllardır serpilip devleşmiş milli hassasiyetin sözcüleri olarak ister 'tescilli putkırıcı', ister 'mazbut demokrat' olsunlar, katliam girişimleri karşısında bile 'hırsızın suçu'nu sorgular. Memleketini çok seven, ne kadar eleştirse de yabancıya toz kondurmayan şirin gönül insanlarının ülkesinde bahar zor gelir.
....................................
Şimdi devletin o gönüllü müsteşarları, hobici savaş stratejistleri, menfaat muhasebecileri neredeyse 'Ordular! İlk hedefiniz Lübnan! İleri!' diye haykırıyor.
Yine bizim anlayamayacağımız derinlikte birtakım hesaplar, birtakım 'yeniden konumlanma', utanmaz bir artıkçılık diliyle 'yeniden nemalanma' programları müjdeliyorlar.
Oysa Lübnan'a asker göndermeye çeşitli gerekçelerle karşı çıkan çeşitli görüşten insanın sorduğu birkaç son derece basit soru var.
Sözgelimi Barış Gücüne katılırken ilk sorulması gereken soru değil midir? Hangi barış? Ne koşullarda barış? Kimin istediği, kimin uygun bulduğu, kimi koruyacak olan bir barış?
Barış Gücü olarak bölgeye asker gönderme taahhüdünde bulunan ülkeler, Lübnan'da açık seçik bir katliam harekatını fütursuzca sürdüren İsrail'e karşı herhangi bir yaptırım uygulayabilmiş midir?
Birleşmiş Milletler, şimdiye kadar bölgede bir varlık gösterebildi mi?
Şimdiden sonra gösterebileceğinin ipuçları var mı?
Kendi görevlilerini onca uyarıya rağmen, dünyanın gözleri önünde bombalayarak katleden İsrail'e karşı hoş karşılanmayan bir sitem dışında nasıl bir yaptırımı oldu?
Bu barış, o toprakları kana bulayanların istediği barış. Onların barış tanımı, tam da böyle bir şey. Güçsüzün esir alındığı; hayatına beş paralık değer biçilmediği; kobaylar gibi üzerinde demokrasi deneyleri, ceza-işkenceye direnç deneyleri yapıldığı bir düzenin adı barış, onların kitabında.
Amerika ve İsrail'in, barış gücünü desteklerken istedikleri bir barış hakemi değil, BM tarafından meşrulaştırılmış bir suç ortağı.
Amerika ve İsrail, çeşitli ülkelerin askerlerinden oluşan gücü, arkalarını toplayacak, gerekirse düşmanına hedef olacak, böylelikle Arap'ın ne kadar vahşi olduğunu görüp taraf olmaya çekilecek suç ortağı olarak istiyor.
Barışa asker yollanmaz.
Barış sivildir.
Gerçekten mazlum olana yardım etmek istiyorsanız asker yollamak dışında bir yol düşünebilmelisiniz.
Yanan komşuya yardıma silahla koşulmaz.



September 02, 2006


Kevgir.com

Çok kısa zamandır yayında olan, son zamanlarda gittikçe yaygınlaşan "komunite blog"lara bir yenisi eklendi: Kevgir.com (İlk açılışını HayHuy.com ismiyle yapmış olan ekip, ani bir kararlar kevgir olmaya karar verdi)

Bir kısım yazarını yakından tanımakla kalmam çok da severim, eli yüzü düzgün, okumuş çocuklar. Bazıları bilişim sektöründen, bazıları değil. Yazdıkları okumaya değer. İster arada sırada uğrayıp toptan okuyun ister "RSS Feed"inize ekleyin. (Bakarsınız bir süre sonra fikirbaz imzasını da görürsünüz kevgir.com'da ;) (Belki isim babası sayılırım ;)

Kevgir'in doğumgününü kutladığım bu yazıyla umarım Fikirbaz.com'da klasik 3 aylık rehavetinden kurtulur da biraz hareketlendirir kendini... Bitirirken bir iki satır da Kevgir.com'un "biz kimiz"inden ekleyelim:

"...böyle başlamak daha eğlenceli, bavul hazırlamadan, harita almadan, nereye gideceğini bilmeden yola çıkmak gibi; bu yolda bize bol şans dilemenizi ve yol boyunca sizin de aramıza katılmanızı bekliyoruz…

Herkese merhaba!
Biz klavyedeki tuşları takırdatmayı seven bir grup insanız işte;
Okuyanları 3 kişi de olsa yazmayı sürdürecek; fısıltıyla değil bağıra çağıra konuşacak, eleştirilere sonuna kadar açık olacak, bin bir başlıktan bin bir yazı türetecek bir grup insan…

Sizleri de aramızda görmek isteriz. .."




   

 

 


     

Everything (239)
Optimus Maximus
The All Harp Tribute to Metallica: Harptallica
Ikea Hacker: ikea hacks and mods, fabs and flops
Ballet Ruffles Some Feathers
Rodrigo y Gabriela
Entrepreneurship & Ortakoy
How To Make a Manual Westy Tent

Life (105)
Am I Back?
Look What I Have Bought
Oh My God! We are expecting a pumpkin!!!
Back!!!
What's Up?
Bad News: Google Adsense Account Disabled
Weekend Updates

Photos (66)
Güven Kıraç
Erkan Can
Sebnem Donmez (Opening Ceremony, 43rd Golden Orange Film Festival)
Faye Dunaway (Honourary Award, 43rd Antalya Golden Orange Film Festival)
Old Woman in Sirince
Sunflowers
Houston... We have a problem...

Tr (149)
SinemaSeans.com
Kardeşimi vurdular
Babaolmak.com
Ruh halimin güvercin tedirginliği
Bu film oldu, hissediyorum
Vatandaşın güzel tepkisi
Barış Sivildir!

Universe (133)
Dismal World - Snapshots from the Not-So-Happy Globe
China's Internet Addiction
The Oscar Nominees
BLA.ST: Promotional Directory
Google to buy YouTube for $1.65 billion
Estate of the Day: A Metallica Mansion
No Sex To Gangsters in Colombia

Videos (4)
Guiness World Record for most T-Shirts worn at one time
New Metallica Song with Wrong Bass :)
Enormous Time-Waster: Sesame Street Video Clips
A Funny Tv Commercial From Berlitz

Yazarım... (istersem) (9)
Lord of The Ring
Fırtınadan Önce...
Makyajsız şehirler, ´sahici´ kişiler
Tommy Lee Jones Kovalamaktan Usanmıyor
Aman Tanrım! (Veya Aman! Jim Carrey)
Temmuz'da: İçinizi ısıtacak bir macera
Metallica Kızgın, Sert ve Hızlı!

     

     
     
 
   
 

welcome to movable type